1931 yılında Dolma Bahçe Sarayı’nda sofra kurulmuştu, Milli Eğitim Bakanı Esat Bey de oradaydı. Mevzu, eğitim meselelerimizdi. Atatürk herkese fikrini sordu. Bu sırada söz alan Reşit Galip Bey, eğitimin gidişatı ile ilgili ağır eleştirilerde bulundu ve Esat Bey’e yüklendi. Milli Eğitim Bakanı olan Esat Bey, aynı zamanda Mustafa Kemal’in Harp Akademisi’nden öğretmeniydi. Esat Bey’in ağır eleştiriler nedeniyle yüzünün bozulduğunu gören Atatürk, hemen araya girdi ve eleştireler yönelten Reşit Galip Bey’e dönerek,

“Ben kendi soframda hocamın bu kadar üzülmesini istemem!” dedi.

Reşit Galip Bey ise şöyle çıkıştı;

“Beni maruz görün, burası saraydır. Fakat sultanın sarayı değildir, milletin sarayıdır. Sofranızdaki zat ise sizin hocanızdır, sultanın hocası değildir. Sizi sultanın yerine koymadığım için serbestçe konuştum” dedi.

Bunun üzerine Atatürk, Reşit Galip Bey’in susmasını istedi. Reşit Galip Bey ise, “Millet ve memleket meselelerinde konuşurken susamam!” cevabını verdi.

Bunun üzerine Atatürk, oldukça sinirlendi,

“Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin” diyerek kibarca Reşit Galip’in sofradan ayrılmasını istedi.

Bununla beraber genç adamın yılmaya niyeti yoktu,

“Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar benim de hakkımdır” dedi.

Bunun üzerine ortalık buz gibi olur ve Atatürk yanındakilere dönüp;

“Öyleyse ben kalkayım!” der ve sofradan ayrılır.

Atatürk’ün sofradan kalktığını gören diğer misafirler de sofradan kalktılar. Bunun üzerine Atatürk;

“Size ne oluyor? Oturun oturduğunuz yerde!” emrini verdi ve salondan ayrıldı.

Birkaç dakika sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün yaveri tekrar odaya geldi ve;

“Gazi emrediyor, kendileri sofrada olmadığı halde davete kaldığınız yerden devam edilecektir ve kimse yerini terk etmeyecektir” dedi.

Mustafa Kemal Atatürk sabah uyandığında yaverine Reşit Galip Bey’i sorar, o da;

“Sabaha kadar bekledi, ardından Ankara’ya gitmek için bizden borç para istedi. Kendisine 25 lira verdik” dedi.

Atatürk;

“Ankara’ya gidecek adama 25 lira mı verilir? Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydiniz. Cebinde 5 parası yok, ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok, ama cesareti var” diye ekler.

Ve birkaç ay sonra, 1932 yılında 39 yaşındaki Reşit Galip Bey, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Milli Eğitim Bakanlığına atanır. (Devam Edecek…)

Kaynak: YouTube-Bildiğin Gibi Değil!