Toplumsal yapımızı derinden sarsan, sessiz ve sinsi bir tehdit hızla yayılıyor. Bu tehdidin adı; Sanal kumar... Geleneksel kumarhaneler kapalı ortamdan çıkarak, cebimizdeki telefonlara, bilgisayarlara taşındı. Bu bağımlılık türü, maalesef Türkiye'de 2 milyonun üzerinde insanı pençesine almış durumda. Yeşilay'ın raporlarının da işaret ettiği gibi, kumara başlama yaşının 15'e kadar düşmesi, tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kumar, eskiden olduğu gibi sadece bir para kaybetme meselesi olmaktan çıktı; artık bir hayat, aile ve onur kaybetme dramına dönüştü. Sanal kumarın sunduğu anlık erişim, hızlı sonuç alma heyecanı ve yasal boşluklardan faydalanan yasadışı platformların cazibesi, birçok kişiyi geri dönülmez bir yola sürüklüyor.
***
Sanal kumar batağına düşenlerin hikâyeleri, bu bağımlılığın ne denli yıkıcı olduğunu kanıtlıyor. Para, zaman ve itibar kaybının ötesinde, bu bağımlılık en mahrem ilişkileri ve en temel değerleri de yok ediyor. Finalde ise dramatik sonlara, yıkılan hayatlara, acılara ve büyük kayıplara neden oluyor.
Bağımlıların anlattığı ortak hikâye ise; “kaybı telafi etme dürtüsü.” Başlangıçta küçük görünen kayıplar, "bir sonraki el kazanacağım!" hırsıyla katlanarak artıyor. Borçlar, kısa sürede maaşları aşıp, milyonlarca liraya ulaşabiliyor. Milyonluk borçlar ve ailelerin çaresizliği, geride kalanlarla (ki ne kadar kaldıysa), acı ve keder dolu hayat hikâyeleri yazdırıyor.
Gazete haberlerine yansıyan, sosyal medyada paylaşılan pek çok olayda, profesyonel kumarbazların dahi, sanal kumar yüzünden evlerini, arabalarını sattıkları ve aile büyüklerinden kalan mirasları bile kumara yatırdıkları bilinen bir gerçek. Borç sarmalına düşen bireyler, yasal faizcilerin ya da yasa dışı tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Bu da zaten yüksek olan kaygı seviyelerini dayanılmaz hale getiriyor. Aileler, yakınlarının sürekli yalan söylemesi, huzursuz ve sinirli halleri nedeniyle parçalanmanın eşiğine geliyor. Milyonluk borçlar ve çaresizlik, ağır dram içeren Yeşilçam filmlerini aratmıyor.
Kumar bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü'nün de belirttiği üzere, en yıkıcı bağımlılık türlerinden biri. Maddi çöküş, kişinin öz saygısını yitirmesine ve derin depresyon yaşamasına neden oluyor. Uzmanlar, kumar bağımlılarında intihar riskinin, bağımlı olmayanlara göre 20 kat daha fazla olduğunu belirtiyor. Borçlarını kapatamayacağını, ailesinin güvenini geri kazanamayacağını düşünen birçok bağımlı, yaşadığı çaresizlik ve suçluluk hissi nedeniyle hayatına son vermeyi düşünüyor ya da girişimde bulunuyor. Özellikle son yıllarda "kumar borcu nedeniyle intihar" haberleri, bu karanlık tablonun en acı örnekleridir.
Kumar için para bulma çabası, bağımlı bireyleri etik sınırların dışına itiyor. Yüksek miktarda nakit ihtiyacı hırsızlık, dolandırıcılık ve gasp gibi suçlara yönlendiriyor. Sanal kumar nedeniyle borçlanan ve bu borcu kapatmak için iş yerinden para çalan ya da ailesinin birikimlerini gizlice kullanan kişilerin hikâyeleri sıkça karşımıza çıkıyor. Bu durum, sadece bireyin değil, ait olduğu tüm çevrenin de toplumsal güvenini sarsıyor ve bireyi yalnızlığa mahkûm ediyor.
Psikologların araştırmaları ve gözlemleri, "herkesin cebinde bir kumarhane olduğu" gerçeğine dikkat çekiyor. Artık belirli bir yaş ya da gelir grubu değil, her yaştan ve meslekten insan sanal kumarın hedefinde. Anlayacağınız, kimsenin cebi güvende değil!
***
Bu büyük toplumsal yaranın durdurulması için acil önlemler şart. Ailelerin bağımlılıkla mücadele eden yakınlarına ekonomik destek yerine, tedaviye yönlendirme konusunda bilinçlenmesi, yasadışı platformlara erişimin finansal hatların kesilmesi yoluyla engellenmesi ve en önemlisi gençlere yönelik koruyucu önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin artırılması elzemdir.
Kumar, bir heves değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalıktır.
Bu karanlık bataklıkta yitip giden her hayat, aslında tüm toplumun kaybıdır.
Kumarla alakalı şu meşhur sözü bilmeyeniz yoktur; “Kumar borcu namus borcudur!”
Bir de ne vardı? “Kasa her zaman kazanır!”
Bu iki klişe cümleyi her daim aklınızda tutunuz, kumardan uzak durunuz.