‘Sağlıklı hayat için ihtiyaç duyulan uyku süresi, genetik faktörler de dahil olmak üzere, yaşa, mevsime, yaşanılan bölgeye ve yapılan işe bağlı olarak günde 5-10 saat arasında değişmekle birlikte, yetişkin bir insanın ortalama 6-8 saat uyuması gerekir’ diyor uzmanlar…

Peki, siz günde kaç saat uyursunuz?

Sağlıklı, huzurlu, rahat uyuyabiliyor musunuz?

Ertesi gün işi-gücü olmayan, tatil havasında, kafanızın rahat olduğu bir dönemde kaç saat uyursunuz?

Kişinin yaşına, bünyesine, hatta metabolizmasına göre değişir elbet.

Ama kim istemez ki, hani şöyle ‘deliksiz’ uyumayı.

***

Şahsen ben çok elime geçmese de uyumayı, yatakta miskin, miskin dolanıp durmayı çok severim. Çünkü fiziksel yorgunluğun üstüne, zihinsel yorgunluk da eklenince, ister istemez yataktan çıkası gelmiyor insanın. Hele biz basın çalışanları, işimiz gereği her şey bir telefonun ucundayken bırakın uyumayı, belli bir plan-program dahi yapamıyoruz. Yani her an hazırda ve tetikteyiz. Ama itiraf etmem gerekirse uyudum mu, sağlam uyurum. Çok uyuduğum dönemlerde nedendir bilinmez! başımda garip bir ağrı oluyor…

Galiba fazla rahatlık bize göre değil…

Hiç unutmam, terhis olmuş askerden gelmişim. Aylar sonra evime, aileme, sevdiklerime kavuşmuşum.

Hoş geldin-beş gittin derken, sohbet-muhabbet bitmişken annem; ‘Oğlum, git sen uyu. Baksana yorgunluktan, uykusuzluktan gözlerine kan oturmuş. Hadi yatağına git uyu’ dedi.

Akşam olmuş, hava kararmış babam daha işten gelmemiş.

‘Babamı da göreyim, öyle uyurum’ dedim anneme.

Baktım olacak gibi değil. Gözlerim kapanıp dururken, ‘Peki o zaman ben biraz uyuyayım, akşam uyanınca babamı görürüm’ dedim.

Adanalı tabiriyle kafamı yastığa koyar koymaz deliksiz bir uykuya dalmışım. İnanmazsınız tam 36 saat uyumuşum. Sadece lavabo molası vermişim…

Hesap ediniz; bu akşam yatıyorum, ertesi gün bitiyor, daha ertesi gün sabahı uyanmışım. Yok artık! Yuh artık! Değil mi?

Babam, askerden geldiğim taa ertesi günü; ‘Nerede oğlum? Hani bu çocuk askerden gelmişti, kaldırın da bir yüzünü bir göreyim’ demiş. Tabii annem uyandırmaya kıyamadığı için dokunmamış.

En sonunda babam kızmış, ‘Bakın şu çocuğa, nefes alıyor mu?’ diye de korkmuş elbet.

En sonunda uyandığımda annem, babamın söylediklerine bana anlattı, direkt dükkâna gittim ve nihayetinde babama kavuştum.

O kadar yorgunluğa, uykusuzluğa ve hasret kaldığım yatağıma kavuşmanın acısını 36 saat uyuyarak çıkardım. Velhasıl kelam; uyku başka bir şey...

***

Bu kadar uykudan bahsettim, sizleri de uyuşukluğa sevk ettiysem kusura bakmayınız. Ama inanın bana başıma gelen bu uyku olayı, bir sonraki yazımda anlatacaklarımın yanında hiç bir şeymiş diyeceksiniz. Bana bu konuda güvenebilirsiniz. Yazımın ikinci bölümünde tamı tamına 9 yıl uyuyan Ellen Sadler vakasından bahsettiğimde, daha iyi kavrayacaksınız. (Devam Edecek..)