Günümüze kadar güncelliğini korumuş deyimlerdendir “Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer”
Gazete sayfalarından sizlere ulaştığım yazılar ve TRT Mikrofonlarından, siz değerli okurlarıma seslendiğim konuşmalarımla ilgili bir kitap hazırlığındayım.
Bu vesileyle; bundan 10 ve daha fazla yıl önce, TRT-1 radyolarının mikrofonlarından yaptığım eski konuşmaları ve eski köşe yazılarımı tekrar elden geçiriyorum.
Tabii o konuşma metinlerini tekrar tekrar okuyorum.
Dikkatimi bir şey çekti.
Eğer tarihleri ortadan kaldırırsam; konular ve çözümleri nerede ise hiç değişmemiş.
Ya da “Vay canına nerelerden nerelere gelmişiz?” dedirtecek cinsten.
Buna sizin de şahit olmanız için; yukarıdaki başlık altında, bu radyo konuşmalarımı ve köşe yazılarımı, 5 Ocak sütunlarında sizlerle sık sık paylaşmak istiyorum.
Tarih, 23 Şubat 2004, Değerli dostlarım Süleyman Canbolat ve Özkan Can’la birlikte çıkardığımız “Heran” gazetesi’nin 23 Şubat 2004 sayılı nüshası, sayfa 7.
***
Şimdi başlığı okuyup ta “Kurumların teftişi ile ilgili bir yasadır” diyenleriniz çıkacak.
Öyle düşünmekte haklısınız.
Ama ben onu demek istemedim.
Teftişlerle ilgili değil de, teftiş edildiğimizde gösterebileceğimiz bir yasadan söz ediyorum.
Kim kimi teftiş edince mi?
Söyleyeyim.
Avrupa Birliği, Türkiye’yi teftiş edince, onlara;
“Bakın bizim de seçim yasaklarını kapsayan bir yasamız var” diyebileceğimiz bir kanundan söz ediyorum.
İsterseniz önce Hasan Pulur ustamızdan dinlediğim “Teftiş macunu ile teftiş fırçası” hikayesini onun ağzından nakledeyim.
“Rahmetli babamız anlatırdı. Cumhuriyetin ilanından sonra, orduya çeki düzen veriliyor., erlerin sırt çantalarına da diş macunu ve fırçası konuluyor.. Ama kullanmak yasak.
Zimmetli.
Ola ki biri “var mı?” diye sorarsa çıkarılıp gösterilecek.
Alay komutanı bölüğü denetlemeye gelmiş, bir erin sırt çantasını açtırmış ve fırça ile macunu göstererek sormuş.
“Bunların neye yaradığını biliyormusun oğlum?”
-Teftiş macunu ile teftiş fırçası komutanım”
Çünkü er bu iki şeyin sadece teftişlerde gösterileceğini biliyor.
Teftiş bitince kaldırılacak.
Macun fırçaya nasıl sıkılacak, dişleri nasıl fırçalanacak, gösteren’ yok uygulayan yok.
İşte seçim yasamızın ‘ seçim yasakları ile ilgili maddesi” de aynı bu hikayedeki gibi ‘Teftiş Yasası’
Yani uygulanmak için değil, sanki teftişlerde gösterilmek için yapılmış.
Yasa var ama uygulayan yok.
Bu tür uygulamasızlıklardan şikayetlerle oy alarak işbaşı’na gelmiş olan Adalet ve Kalkınma Partisi de, hem sözünü, hem de seçim yasaklarıyla ilgili yasayı unuttu.
Tabi iktidarla birlikte muhalefet de aynı yasayı deliyor.
Recep Tayyip Erdoğan ve partisi, bu 10 günlük propoğanda süresini az buluyor olabilirler.
Buna saygı duyarız.
Ama, Anayasa’yı bile değiştirilebilecek çoğunluğa sahipken, hem bu yasayı değiştirmemesi ve hem de uygulanmamasına itiraz ederiz doğrusu.
Diyebilirsiniz;
“Medya değimlisiniz? Yasayı uygulamak için çağırın yetkili seçim kurullarını görevlerini yapmaya”
Adli Yargı bağımsız olmadan bunu yaparsak haksızlık ederiz.
Sicil, tayin ve terfileri hükümetlerin elinde olan yargı mensuplarına haksızlık olur bu.
“Yani şimdi görevlerini yapmadıkları için, yargı mensuplarına ‘haklılar mı?’ diye sorabilirsiniz.
Evet, aynen öyle diyoruz.
Çünkü biz, elleri ve ayakları bağlı bir güreşçinin etrafında “el, ense” dolaşan pehlivanla baş edemeyeceğini kabullenenlerdeniz.