Son yıllarda ekmek israfı artarak devam ediyor. İnsanlar tüketeceklerinden fazla ekmek satın alıyor ve bu satın alınan ekmekler 1 gün bir kala bayatladı gerekçesiyle yenmiyor ve çöpe atılıyor maalesef…

Ekmek, bizim kültürümüzde sadece bir gıda değil; kutsal sayılan, yere düşse öpülüp başa konan bir nimettir. Ancak ne yazık ki bugün sofralarımızdan çöpe giden en çok gıda maddesi yine ekmek… Üstelik bu israf, sadece ahlaki ya da kültürel bir kayıp değil; ekonomik ve çevresel boyutlarıyla da büyük bir sorun haline geldi.

Türkiye’de her gün 100 milyonun üzerinde ekmek üretiliyor ve bunun yaklaşık 7 milyon adedi çöpe gidiyor. Bu da yılda 2,5 milyar adede yakın ekmeğin israf edilmesi demek. Üstelik bu israfın sadece tüketiciye değil, üreticiye, devlet ekonomisine ve doğaya da zararı büyük.

Fırınlar, talebi karşılamak için bazen gereğinden fazla üretim yapıyor. Marketler, rafta taze durması için sürekli yeni ekmekler getiriyor. Tüketici ise ihtiyacından fazla alıyor, doğru şekilde saklamıyor ve birkaç saat sonra bayatlayan ekmekleri atmayı tercih ediyor.

Sonuç: Çöpe giden tonlarca un, su, enerji ve emek…

Bu sorunu çözmek mümkün…

Öncelikle üretim ve tüketim zincirinde daha dikkatli planlama şart. Fırıncılar, talebe göre üretim yapmalı. Marketler, iade sistemini daha kontrollü yürütmeli. Devlet, israfı önleyici kampanyalarla toplumu bilinçlendirmeli.

En büyük sorumluluk ise biz tüketicilere düşüyor. İhtiyacımız kadar almalıyız, bayatlayan ekmekleri değerlendirmeliyiz. Çünkü israf edilen her ekmek, aslında çöpe atılan bir dilim emek demek.

Ekmek israfını durdurmak, sadece bir tasarruf meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir vicdan muhasebesidir.

Soframıza gelen her lokmanın arkasında toprak, alın teri ve zaman vardır. O yüzden, artık bu nimete hak ettiği saygıyı göstermenin vakti çoktan geldi.