Evet! Seçime artık bir kaç gün kaldı.

Normal şartlarda günlük konularla ilgilenmekten çok geçmişten bugüne geçiş ile ilgili yazılar yazmayı tercih etmiştim. Bu dönem maalesef gerçekten çok fazla seçime dönük yazılar yazdım. Bunun nedeni de bu hafta sonu yapılacak seçimlerin önemidir. Gerçekten 21 yıllık bir iktidarın kalıp kalmaması ile ilgili bir seçim yaşıyoruz.

Sık sık tekrarladığım gibi herhangi bir zümreye, gruba, partiye, cemaate, kişiye bağlı bir anlayış ve şartlanmışlıkla konulara bakmıyorum ve değerlendirme yapmıyorum. Benim bağlılığım çok açık ve nettir.

Nedir o?

Bütün bileşenleri ile Türk Milletinin geçmişi ve geleceği, Türk Milletinin refahı ve huzuru, Türk Milleti adına kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş ilke ve felsefesi, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran iradeye bağlılık. Bu ölçülerle bakıldığında başka ölçülere gerek kalmadığını zaten görebiliriz.

Bunu neden sık sık tekrarlama gereği duyuyorum. Çünkü, toplumumuz öyle bir kutuplaştırma oyunuyla karşı karşıya getirildi ki, her meseleyi bulunduğu kutup ölçüleri ile değerlendirmek zorunda bırakıldı. Maalesef bir kesim insanımız bu kutuplaştırma oyununun farkında bile olamadı ve hatta hâlâ da farkında olamayanların varlığı son derece üzücüdür.

Lütfen biraz geniş ve farklı bakabilmeyi deneyelim ve düşünelim. İnsanlar geçicidir, fanidir. Kalıcı olan millet ve devlettir. Düşünce temelimiz millet ve devlet olmalıdır. Burada devlet konusunu da tartışmaya açık olarak görmek gerektiğini de vurgulamalıyız. Kastettiğim devlet ceberrut, astığım astık, kestiğim kestik diyen bir devlet değildir. Kastettiğim devlet, milletin yararına ve millet için varlığını sürdüren bir anlayışla yürüyen bir devlettir. Devlet konusu ayrı bir başlık altında değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Seçim yapılması demek düşmanlık yapılması anlamına gelmemelidir. Yukarıda saydığım temeller doğrultusunda bakılmazsa maalesef seçim değil düşmanlık yapılmak durumunda kalınmaktadır. Gördüğüm kadarıyla bugün tam da bu ortamda seçimlere gidilmekte ve karşı partilere siyasî rakip değil düşman ölçüleri ile bakılmaktadır. Bu son derece yanlış ve tehlikelidir.

Özellikle iktidarda olanların daha dikkatli olması gerekirken görülmekte ki, iktidarda bulunan bazı kişiler akıl almaz ifadeler sarf etmektedirler.

Neden?

İktidarda olanların daha sakin, daha hoşgörülü olması gerekirken, beklenirken bu ağır sözleri söylemelerinin nedeni nedir? Bu neden sorusuna cevap arayacak olursak gördüklerimizin dışında ve bilmediğimiz bir takım nedenlerin olması gerektir. Çünkü olması gereken nedir? NORMAL ŞARTLARDA seçim yapılır, NORMAL ŞARTLARDA millî irade tecelli eder kim kazanırsa millete hizmet görevini onlar üstlenir. İktidar kaybederse muhalefet yeni görevi üstlenir, iktidar kazanırsa görevine kaldığı yerden devam eder.

Olması gereken bu iken ülkemizde normal olmayan şartlarda bir seçim süreci yaşıyoruz. Kötü olarak değerlendirilecek her şey oluyor ve yapılıyor. Oysa, 15 mayıstan itibaren yine aynı ortamda yaşayacağız, aynı işleri yapacağız, aynı kişilerle ilişkimizi sürdüreceğiz, aynı yüzlerle beraber olacağız.

Çok önemli bir seçim olduğunu elbette biliyorum. Cumhuriyetin kuruluş ilke ve felsefesinin yıpratılma gayretleri olduğunu görüyor ve biliyorum. Bu gayretlere karşı dün de bugün de ve yarın da mücadelemizi sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz. Bu coğrafyada bütün bileşenleri ile Türk Milleti olarak kalmaya devam ettikçe mücadele hiç bitmez, bitmeyecek. Bu gerçeğe hazırlıklı ve dayanıklı olarak günlük hayatımızı sürdürmeliyiz. Çünkü bunun adı tarihten gelen Şark Meselesidir.

Nedir Şark Meselesi? Şark Meselesi, Türk Milletini, önce Orta Avrupa'dan, sonra Balkanlar'dan ve sonra da Anadolu'dan geldikleri yere, Türkistan'a göndermektir. Sevr ile bu işi hallettiklerini düşünürlerken, bir avuç Türk Aydınının, Türk Milletinin önüne düşerek bu Anlaşmayı paçavraya çevirmeleri ilgilileri son derece kızdırmıştır. Yaşadıklarımıza bir de bu gözle bakmayı deneyelim.

Tarih denen bilgenin bize anlattıklarından, gösterdiklerinden ibret almadan fikir üretmek, görüş sahibi olmak işte bugün bir takım insanların oyununa gelmek demektir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kazanımlarını korumak, O'nun ilke ve felsefesini yaşatmak, O'nun kurucu iradesine sonuna kadar sahip çıkmak bütün bileşenleri ile her Türk ferdinin aslî görevidir ve kırmızı çizgisi olmalıdır. Seçim yapmanın, oy vermenin ana ilkesi de bu olmalıdır.