Geçtiğimiz ay ; organ nakli beklerken hayatını kaybeden bir dostumun yakınları ile görüştüm.
“Bağışçı” azlığından yakındılar.
Bana, geçtiğimiz Kasım ayında kutlanan “Organ Nakli Haftası”nı hatırlattılar.
“Kutlanacak kadar bir başarı yok ama” diye de eklediler.
Doğrudur; geçtiğimiz Kasım ayında da, yine klasikleşmiş bir “Organ Nakli Haftası” yaşadık.
Sağlık Bakanından bir beyanat, ilgili bir iki profesörden, hafta ile ilgili açıklamalar falan.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve bir iki siyasetçiden “Organ Nakli Çok Önemli” mesajı.
Diyeceksiniz bu yapılanlar önemsiz mi?
Elbette ki çok önemli.
Ama bence, daha da önemli olan bu hususta “organ nakli bekleyenleri” dinlemek.
Hani Hoca Nasrettin’in bir hikayesi var.
Merdivenden düşmüş de, başına birikmişler.
-İncinen yerlerine buzlu bez koyalım.
-Yok yok, sıcak bez daha iyi gelir.-Şöyle sırtımıza alıp bir silkeleyelim, bir şeyciği kalmaz.
Buna benzer daha pek çok fikir ortaya atılınca, Nasrettin Hoca; elini ağzına götürüp etrafındakilere “susun” işareti yapmış.
Sonra da etraftakilerin duyabileceği şekilde mırıldanmış;
-Bana merdivenden düşmüş birini bulup getirin. Ancak halimden o anlar”
“Ateş düştüğü yeri yakar” diyen bir Atasözümüz var.
Çok doğru.
Annesi, babası, çocuğu, ya da bir başka yakını böbrek hastası olup da haftanın hemen her günü diyaliz makinelerinde ömür sürdüren, sevdikleri bu insanlara uygun bir böbrek bulunmasını bekleyenlerin ızdırabını, kaçımız onlar kadar yaşıyoruz.
Ya da; umutla bekledikleri karaciğer ve kalp’e kavuşamadan aramızdan ayrılanların, sevenlerinin acısını hangimiz onlar kadar hissedebiliriz?
O yüzden önce onları; organ nakli bekleyen hastaları ve yakınlarını dinlemeliyiz.
Sözün kısası “Organ Nakli Bekleyenler ve Yakınları”, toplum ve devletten şunları bekliyorlar.
1.Yoğun Bakım İzleme Sistemleri ve Organ Nakil İlaçları Türkiye’de yaygınlaştırılmalı.
2.Sağlığında buna itiraz etmemiş her “beyin ölümü gerçekleşmiş” vericiden her türlü organ alınabilmeli.
Gerçi, 3.6.1979 tarih ve 2238 sayılı kanunun 3’cü bölümündeki 14. Madde buna cevaz veriyor ama, yaygın olarak kullanılmıyor.
Bu tereddüdün önü açılmalı.
Aynı kanunun bir bölümündeki “18 yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınması yasaktır” diyen 5. Madde “velilerinden izin alınması şartı ile organ nakli yapılabilir” olarak değiştirilmeli.
3.Organları tükenmiş hastaların bir bölümü (tahminen 15 bin kişi) Organ Nakli’nden nerede ise haberdar bile değil.
Organ nakli bekleyenlerin hakları “kamu spotu” olarak yayın organları ile topluma duyurulmalı.
4.Yine Kamu spotları ile, toplum organ nakline teşvik edilmeli.
5.Diyanet’çe bu nakillerin “dinimizce yasak olmadığı” topluma anlatılmalı.
Gerisi de var.
Ben, hatırlayabildiğim en önemlilerini sıraladım.
Unutmayalım ki hepimiz; potansiyel birer “organ bekleyen” adayıyız.
Ölümden sonra bir organınızın “yaşama devam etmesi”sizi heyecanlandırmaz mı?