Sanırım günümüz modern yaşamının en büyü sorunlarından biri; yalnızlıktır…

Yalnızlık, bu gün dünyanın önemli büyük bir sorunlarından biri olmuştur. Ne yazık ki, teknoloji gelişip, yaşam kolaylaştıkça insanın refaha ulaşması da o derece kolaylaşıyor. Çamaşır makinası, bulaşık makinası, akıllı telefonlar, bilgisayarlar, akıllı televizyonlar, robotlarla üretim, sürücüsüz araçların geliştirilmesi, ev işleri yapabilen, hatta aşık olan robotların devreye sokulmaya çalışılması gibi yığınla teknik gelişme, insan hayatını, iki ucu keskin kılıç gibi, hem olumlu, hem olumsuz etkiliyor… Doğru; refah düzeyimiz artıyor, rahat bir yaşama doğru gidiyoruz, akıllı evler inşa ediyoruz, her türlü konfora sahip oluyoruz ama, ıskaladığımız bir şey var ki, çok çok önemli; insanlar a sosyal yaşama doğru gidiyor. Yalnızlaşıyor… Ortak yaşam yerine tek başına yaşam tercih ediliyor. Eğer gelişmeler bu hızla gider de, aşık olan, seks yapan insansı robotlar yakın zamanda devreye girerse, seyreyle dünyayı…Kimbilir belki de o zaman, kadının erkeğe, erkeğin kadına ihtiyacı nerede ise sıfır noktasında olacak. Aslında tüm bu gelişmeler, Tanrı’nın yaratımlarına ters… Çünkü, yüce yaratıcı, insanı ve tüm canlıları, üreme sistemine göre yaratmış, ona göre donatmıştır. Varın gerisini siz düşünün…!!!

Elbette ki bu gelişmeler karşı, vatandaşını korumak isteyen, onun yalnız ve mutsuz yaşamasını istemeyen standartları yüksek ülkeler şimdiden harekete geçti bile… Örnek: 2018 yılının başında İngiltere, hükümeti ‘Yalnızlık Bakanlığı’ kurdu.

Çünkü 60 milyonluk İngiltere’de 9 milyon yalnız yaşıyor. Nüfusun %15’i yalnız…

Yalnızlığın sigaradan daha zararlı olduğunu açıkladılar.

Bir görgü tanığı yalnızlık konusunda Londra’da şahit olduklarını şöyle anlatıyor: ‘’Gördüğüm bir manzarayı hala unutamıyorum.Kaldırımlar üzerinde yorganına sarılıp yatan birisini gördüm.Gözlerime inanamadım.Adam resmen bu kışta, soğukta tek başına yalnız sokakta yatıyor.’’ Şimdi hemen akla şu soru geliyor: İngiltere gibi, dünyanın en gelişmiş, en müreffeh, en sosyal ve adil, en eşitlikçi ülkelerinden birisi bu halde ise; bu imkânlara sahip olmayan ülkeler acaba ne durumdadır.

Bence Türkiye’nin 2011 yılında kurduğu Aile Bakanlığı bu konuda daha önemli ve örnek bir durum. Çok yerinde bir kararla kurulan bu bakanlık, aile ve birey konusunda son derece önemli çalışmalar yapmaktadır.

Çünkü yalnızlığın önemli bir nedeni de aile kurumunun parçalanıp yok olmasıdır. Tek kelimeyle boşanmalardır, yalnız yaşamlardır.

Onun için aileyi korumak, bir yerde toplumu korumaktır.

Yunus Emre bakınız ne güzel diyor:

“Eğer bir gün keşke demek istemiyorsan; üç şeyi doğru seç! Eşini, işini vearkadaşını.”

Bu değerleri iyi seçmenin yanında çok iyi korumak gerekiyor. Çünkü bunlar gitti mi yalnızlık ve mutsuzluk başlıyor.

BİR GARİP ÖLMÜŞ DİYELER

Yalnızlık garipliktir. Yanında kimsenin olmayışıdır. Kimsesizlik korkunç…

Bir insana dünyada bundan daha ağır bir ceza verilebilir mi?

Hayatta yaşayacaksın ama, seni kimse aramayacak.!!!

Böylesi yalnız yaşamın sonu felakettir. Sağlığında aranmadığın gibi, öldüğünde de çok sonra duyarlar seni. Bir garip ölmüş derler.

2013 yılında Hollanda’da çok acı ve garip bir olay yaşandı.

Bir kadın evinde ölü bulundu.

Yapılan araştırmada kadının on yıl önce öldüğü tespit edildi.

Tam bir dram.! Yani bir insan ölüyor. Aradan on yıl geçiyor. Bu garip insanı bir arayanı soranı yok. Çok garip bir dünyada yaşıyoruz…

Yunus Emre yıllar önce bu konuyu dile getirdi. Ama O, on yıl sonra değil, üç gün sonra ölünü duyalar dedi.

"Bir garip ölmüş diyeler,
Üç günden sonra duyalar,
Soğuk su ile yuyalar,
Şöyle garip bencileyin."

YALNIZLIĞIN NEDENLERİ ve ÇÖZÜM YOLLARI

Yalnızlığın elbette çok çeşitli nedenleri vardır. Örneğin, işini ve eşini kaybetmek. Kronik hastalıklar, aile ve akraba bağlarını koparmak. Yoksulluk. Kimsesizlik. İnsanın sosyal yönünün zayıf olması vb. daha neler, neler…

Kimseyi yalnız bırakmayalım. Özellikle yaşlıları, hastaları ziyaret edelim. Hal hatır soralım. Kimsesizlerin arkadaşı, sahibi olalım.

Çözüm elbette ki öncelikle güçlü aile ve akraba bağlarını korumaktan geçiyor. İnsanın önce işini, sonra eşini seçip yoluna devam etmesi gerekiyor. İnsan için arkadaş seçimi de en az iş ve eş seçimi kadar önemlidir. Öyleyse doğru arkadaş seçmeliyiz.

İnsanın sosyal bir ilişki ağı kurması, iyi arkadaşlar edinmesi yalnızlığın panzehiridir.

Özellikle Avrupa’da camilerimiz ve derneklerimiz, STK’larımız, yalnızlığa karşı tam bir kalkan görevi görmektedir. Tek kelimeyle yalnızlara sahip çıkmalıyız. Yalnızlıkla mücadele etmeliyiz. Çünkü bu bir insanlık görevidir.Bunun için birbirimizi sevmeliyiz ve aramalıyız.

SON SÖZ: Yine Yunus Emre’nin sözü ile yazımızı noktalayalım:

“Gelin tanış olalım,

İşi kolay kılalım.

Sevelim sevilelim.

Dünya kimseye kalmaz.”