Başlıktaki üç kavram bir araya nasıl gelir değil mi? Ama ne yazık ki bu günlerde geliyor ve geldi. Ramazan ayının bitimi ile beraber yaşadığımız Ramazan Bayramı veya diğer adıyla Şeker Bayramı hepimize kutlu olsun. Tamam da bu Bayramı çok kötü şartlarda yaşayan, yani bayram sevincini yaşayamayan o kadar çok Müslüman var ki, insan ne diyeceğini bilemiyor. Üstelik bir de, abd'den şöyle bir ses yükseliyor: Sünni olsun, Şii olsun bütün Müslümanlar düşmanımızdır. Bu ne demek ya! Bu durumda Arap ülkeleri yönlerini değiştirecekler mi bakalım. Neyse bu konuyu sonraya bırakacağız ve daha uzun uzun yazıp çizeceğiz gibi görünüyor. Bu yıl Ramazan Bayramı ile Nevruz Bayramı içi içe girdi. Yani, iki Bayramı bir arada yaşadık. Ramazan Bayramından kısaca söz ettik. Nevruz Bayramı Türk tarihinin en önemli ve en eski bayramıdır. Bunun en somut göstergesi 1990'ların başında Sovyetler Birliği'nin dağılması ile yaşanmıştır. Bu devlet 70 yıllık yaptığı zulümlerin sonunda dağılınca ortaya Türk Devletleri çıkmıştır. Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan adlı bu Türk Devletleri'nin ilk yaptıkları iş 21 Mart Nevruz kutlamalarını resmi Bayram olarak kabul etmek olmuştur. Bu arada şu bilgiyi de eklemeliyim; bu Türk ülkelerini ilk tanıyan ülke de ülkemiz, Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Bazı yerlerde Ergenekon'dan çıkış efsanesine gönderme yapmak için Ergenekon Bayramı da denilen bu kutlamalar Türklerin elinin ulaştığı her coğrafyada yapılmaktadır. Bilindiği gibi Ergenekon'dan çıkış demir yığınların bir demirci tarafından eritilmesi ile gerçekleştiğine inanılır. Bu nedenle Nevruz Bayramı'nın en önemli kuralı örste demir dövmektir. Bu yıl ülkemizde de bu kutlamalar her yıl olduğu gibi birçok yerde yapılmıştır. İki Bayramı bir arada yaşarken maalesef çevremiz de kan gölüne dönmüş bulunmaktadır. Yani, hem bayram günündeyiz ama hem de acımasızca bir savaşın içerisindeyiz. Keşke olmasaydı diyeceğim ama bu dengesiz tıramp gibiler, israil gibi acımasız azgınlık yuvaları ve netanyahu gibi katiller oldukça bu savaşlar son bulmayacak gibi görünüyor. Zaten son derece dibe vurmuş ekonomimizin bu savaştan nasıl etkilendiğini hepimiz günlük hayatımızda yaşayarak görüyoruz. Ama her şeye rağmen biz bu savaşın fiili oyuncusu olmamalıyız. Zaten kimle savaşacağız? İsrail'in ülkemiz ile savaşmaya ne gücü yeter, ne de cesareti yeter. Tarihin en önemli Türk Devletlerine ev sahipliği yapmış ve halen de nüfusunun en az yarısı Türk olan İran ile çarpışacak değiliz herhalde. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi ağırlığını ve soğukkanlılığını korumalıdır. Elbette bizi savaşın içerisine çekmek isteyenler olacaktır, ama tarihsel anlamda devlet tecrübemiz bu oyunları savuşturmaya yetecektir. Umarım bu savaştan dengesiz abd, azgın israil ve katil netanyahu en büyük zararla çıkar.
Trend Haberler
Adnan Menderes Adası’na Büyük Proje: Yeni Bir Yaşam Merkezi Doğuyor
Sarıyer'in Adana Demirspor Kolası Satış Rekorları Kırıyor
Adana'da O Yol Trafiğe Kapanıyor! Büyükşehir Belediyesi'nden Sürücülere Uyarı
Gökhan İnler, Adana Demirspor İçin Devrede
Adana Demirspor ve Konyaspor Adil Demirbağ İçin Masada
Adanaspor Lige Katılabilecek Mi? İşte Son Durum
Adana 01 FK'da Başkan Mı Değişiyor?