Bir önceki yazımda günlük hayatımızda sıkça kullandığımız ve birçoğunu yanlış telaffuz ettiğimiz, aslında anlamlarını pek de bilmediğimiz kelimelere, atasözlerine ve deyimlere değinmiştim. O kadar yanlış bildiğimiz kelimeler, atasözleri ve deyimler var ki, yazımın ilk bölümüne sığdıramadım. Şimdi hiç vakit kaybetmeden yazıma kaldığım yerden devam etmek istiyorum.

İşte bazı sözler ve deyimlerin önce yanlış, sonra da doğru yazılışları;

Güzele bakmak sevaptır… YANLIŞ!

DOĞRUSU: Güzel bakmak sevaptır… (Kadınları taciz edercesine bakıp, “Güzele bakmak sevaptır” demenin bir manası yok. Çünkü yaptığınız tacize girer ve başınız fena halde derde girebilir! Yani bakılan yere, kişiye değer vererek bakmak sevaptır anlamına gelir.)

Kısa kes Aydın Havası olsun… YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kısa kes, Aydın abası olsun… (Ben de yeni öğrendim bunu. Hava ile alakalı değilmiş, aba’ymış kelimenin gerçeği. Aydın'ın yöresel kıyafetlerindeki aba kısadır ve bu atasözü az ve öz konuşmanın önemini vurgulamaktadır.)

Fukaranın düşkünü beyaz giyer kış günü… YANLIŞ!
DOĞRUSU: Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü. (Buradaki zürafa, zarif kimse anlamına gelir.)


Mundar etmek... YANLIŞ!

DOĞRUSU: Murdar etmek. (Bir şeyi heba, ziyan etmek anlamında kullanılır. Murdar: kirli, pis) demek…

Su uyur, düşman uyumaz… YANLIŞ!
DOĞRUSU: Şü uyur, düşman uyumaz (Şü: asker) demek…


Baldız baldan tatlıdır… YANLIŞ!

DOĞRUSU: Daldız baldan tatlıdır. (Daldız: Ahşap arı kovanı, balı petekten almaya yarayan alet. Yani, bu deyimi kullanırken de aman dikkat!)

Kelli felli… YANLIŞ!
DOĞRUSU: Kerli ferli (Ker: kuvvet, fer: iktidar, nüfuslu) demek…


Göz var, nizam var… YANLIŞ!
DOĞRUSU: Göz var, izan var (İzan: anlayış, anlama yeteneği) demek…


Sıfırı tüketmek… YANLIŞ!
DOĞRUSU: Zafiri tüketmek. (Zafir: Nefes, soluk) demek…


Haydan (Avantadan) gelen huya (Alışkanlık) gider… YANLIŞ!
DOĞRUSU: Hayy’dan gelen Hu’ya gider. (Hayy:Allah’ın 99 isminden biri. Hu: Kuranda O’nu kasteden kelime. O’ndan gelen O’na gider.) demek…

Elinin körü… YANLIŞ!
DOĞRUSU: Ölünün kûru… (Kûr: mezar) demek…

Ziyaretin kısası (Uzun olmayan) makbuldür... YANLIŞ!
DOĞRUSU: Ziyaretin Kısas’ı (Kısas: Karşılık verilen) makbuldür.

Eminim sizler de yukarıdaki birçok ifadeyi benim gibi yanlış biliyordunuz ve kullanıyordunuz. Örneklerini verdiğim ifadelerin anlamları ve doğru telaffuzları bu şekildeymiş… Vay be! dediğinizi duyar gibiyim… Doğru bildiğimiz Ne çok ‘Yanlış’ımız varmış… Öyle değil mi?