Ülkede gözümüzün önünde particilik arenasında yeni bir oyun çevriliyor. Nedir o oyun?

Yeni şekliyle bir çözüm süreci.

Bu oyuna toplumun büyük bir kesiminin tepkisi olduğunu, toplumun nabzını tutmaya çalışan biri olarak rahatça söyleyebilirim. İlk dönemdeki çözüm süreci olayında bölücü örgütün akıttığı kan kullanılmıştı. Yani, çözüm olmasın da kan mı aksın sorusu ile toplumda algı yaratılmıştı. Peki, şimdi hangi iddia ile algı yaratılacak acaba? Bir tarafta kanı durdurduk iddiası, diğer tarafta çözüm süreci başlatma oyunları. Çelişkili bir durum değil mi?

Bakın, ağır ekonomik şartlara, ülkede ağır birçok bunalıma rağmen bu çözüm süreci oyunu toplumu gerçekten germektedir. Böyle bir süreci yeniden önümüze koymamalısınız. Ülkeyi çok gezen biri olarak söylüyorum ki; ülkenin hiç bir yerinde böyle bir süreç beklentisi yoktur. Öyle ayarlanmış algı yaratma ile görevli kişi, grup ve merkezleri göz önüne alarak toplumu yönlendiremezsiniz. Bu tür gereksiz, anlamsız, yararsız oyunlar ile oynamak yerine birikmiş ve mutlaka ve hemen çözülmesi gereken konulara odaklanalım.

Toplumun önüne çözüm süreci adı verilerek çözülmesi mümkün olmayan yepyeni sıkıntıları getirmeyelim, koymayalım. Bu ülkede ekonominin içine düştüğü ve hatta sanki bilerek düşürüldüğü sıkıntıları çözelim. Ülkemizdeki artık dayanılmaz duruma gelmiş sağlık meselelerini çözelim. Ülkede katlana katlana çığ gibi büyümüş eğitim işlerini çözelim. Tarım artık duvara toslamış, bu konuyu çözelim. Ülkenin içine düştüğü öldürme, taciz, intihar, çocuk sapıklığı ve benzeri gibi toplumsal rahatsızlıklar var, onları çözmekle uğraşalım. Hele bir ülkeyi istila açmazı var ki, akıl alır gibi değil. Çözülmesi gereken daha birçok konu var ve bu konularda çözüm süreci başlatalım. Mevcut yönetimden bu konuları çözmesini bekliyor musun diye sorarsanız, bu soruya evet demem çok zor, keşke diyebilsem. Peki, öyleyse ülkenin diğer ağır sorunlarını çözme iradesini kaybetmiş bir yönetim en gereksiz bir konuda neden çözüm arar?

Aslında bu soru konunun can damarıdır.

Bu soruyu herkes kendine sorup cevap arasın bakalım ne çıkacak.

Bakın çok açık söylüyorum. Çözüm süreci adı verilen süreç, aslında ülkede bir Türk Meselesi çıkarma sürecidir. Böyle bir sorun ise ülkemiz için beka sorunudur. Böyle bir sorun çıkarmayı kimse göze almamalıdır.

Bir rivayet anlatalım. Yavuz Sultan Selim zamanında, toplantıda bir savaş konusu tartışılıyor. Paşalardan biri ısrarla savaş istiyor. Yavuz Sultan Selim, bu ısrar karşısında dayanamıyor ve Paşa'ya şunu söylüyor: Paşa, Paşa asker senin değil, devlet senin değil, savaş istemek sana kolay.

Böyle bir konuşma rivayet edilir.

Bu rivayetin konumuzla bağlantısı var mı, takdir sizin. Yazımızın başlığı neydi?