Kıbrıs adası, ülkemiz Türkiye için olmazsa olmaz bir coğrafyadır. Büyük ATATÜRK'ÜN dediği gibi ülkemizin en güvenilir çıkış noktalarından birisidir. Dolayısıyla, Kıbrıs Türk'ünün Türkiye'ye ihtiyacı kadar, Türkiye'nin de Kıbrıs Türk'üne ihtiyacı vardır. Bu nedenle, ne Kıbrıs Türk'ü ve onun devleti olan KKTC Türkiye ‘siz olabilir, ne de Türkiye Kıbrıs Türk'ü ve KKTC'den vazgeçebilir. Bu gerçek açık bir biçimde ortada iken bir takım entrika vari görüşler ileri sürmenin anlamı olamaz.
Durum bu iken, Türk Devletleri'nin KKTC ile ilgili aldığı kararları ne olacak diye sorulabilir. Bu kararlardan ciddi üzüntü duymuş bir kişi olarak konu hakkında yazı yazıp konuşma yapmamayı tercih ettim. Çünkü bazı konularda temkinli olup sonucu beklemekte yarar vardır. Elbette Türk Devletleri'nin bu kararları son derece üzücü ve hayal kırıklığına neden olucudur. Bu konuyu bekleyip göreceğiz.
Nitekim 2 Mayıs'ta KKTC'de Türk Devletler Teşkilatı’nın 3.kurumu olan Aksakallar toplantısı yapılmış ve bu Teşkilatı’n üyesi olan devletler temsilcilerini göndermiştir. Bu durumda şöyle bir soru sormak gerekmez mi? Tanımama kararı alınan bir ülkede bu temsilciler neden var?
Neyse...
Bu konu daha çok su götürür gibi görünmektedir.
KKTC, 1983 yılında Büyük ATATÜRK'Ü daima rehber edinen Rauf DENKTAŞ tarafından kurulmuştur. Bu devletin dünyada tanınıp tanınmama konusu varlığının devamına engel değildir, olmamalıdır. Bir devlet, kendi egemenliğini eline alırken, başkalarının onayına bakmaz. Çünkü egemenlik hiç bir millete keyfi olarak verilmez, verilirse egemenlik olmaz. Bu gerçek önümüzde dururken, Kıbrıs adasının bütünü hakkında görüşme olacaksa, artık tek devlet içinde bir yapılanma değil iki devletli bir çözüm olmak zorundadır. Diğer bir ifade ile Kıbrıs adasının bütüncül çözümü artık KKTC'nin varlığının kabulünden geçmesi zorunluluğu herkesin önüne gelmiş bir gerçektir. Bu gerçeği bırakın başka ülkelerin kabul etmemesini Türkiye'nin bile değiştirmesi beklenemez. Nitekim bu kabulleniş net bir biçimde ülke yönetimi tarafından vurgulanmıştır ve bu vurgudan geri dönüş olamaz.
KKTC, Türkiye Cumhuriyeti üzerinde bir yük değildir. Kıbrıs Türk'ü, Anadolu Türklüğü ‘nün ve Türk Dünyası'nın bir parçasıdır. Ülkelerin yöneticileri gelir geçer ama milletler yaşamaya devam eder. 2004 yılında yapılan Annan Planı Halkoylamasında Büyük Lider Rauf DENKTAŞ'a kırıcı sözler söyleyenler, Kıbrıs Türk'ünün Rumlara bağlanması için çalışanlar zannederim bugün son derece mahcupturlar. O zaman dar imkânlarla gösterdiğimiz gayretleri hatırlıyorum da...
Kıbrıs bizim canımız!
KKTC bizim kanımız!