Keşke kelimesini çok kullanmayı tercih etmem ama yazı başlığımda kullanmam bile gerekli oldu.
Neden ve neye keşke?
Dengesiz tıramp, Nato'dan abd'yi çıkarmayı düşünüyormuş. Keşke, keşke, keşke...
İşte keşke kullanma nedeni bu.
1949 yılında kurulan Nato'ya 1952 yılında katıldık. Hem de Yunanistan ile birlikte girdik. Neden Nato'ya girdik? Sovyet tehdidi varmış da onun içinmiş. Bu tehdit 2. Dünya Savaşı biter bitmez ortaya çıktı. Çok ilginç değil mi? Sanki Sovyetler 2. Dünya Savaşı bitince kuruldu. Bu nasıl bir tehdit ki; abd, İngiltere, Sovyetler dünya savaşında aynı safta idiler. Hayret değil mi? Düşmana karşı beraber savaşan ülkeler, savaş biter bitmez birbirlerine karşı tehdit oluşturmuşlar. Bu işe ne diyorsunuz? Yetti mi yetmedi elbette. Savaşın baş galipleri abd, Sovyetler ve İngiltere savaşın bitimi ile birlikte Yalta şehrinde buluşup uzun görüşmeler yaptılar. Yalta nerede? O zaman Sovyetler'e bağlı Kırım'ın bir parçası. abd Başkanı ruzvelt, İngiltere Başbakanı Çörçil ve Sovyetler Başkanı stalin'in yaptığı bu görüşmeden nasıl olduysa tehdit çıktı. Çok çok ilginç değil mi? Yahu beraber savaştınız, düşmanı beraber yendiniz, üstüne bir de uzun görüşmeler yaptınız da bu tehdit konusunu neden aranızda halletmediniz? Bu ne demek şimdi diye sormayalım mı? Diyelim sorduk. Peki, ne cevap vereceğiz? Cevap kolay: Dün-ya-yı pay-laş-tı-lar. Bu paylaşım içerisinde bir de İsrail çıktı. İsrail'in kuruluşu da 1948 yılı. Ne tesadüf değil mi? Ayrıca Avrupa'nın ortası ve doğusu Demirperde adı ile Sovyetler'e düştü. Bu paylaşımı abd ve İngiltere seyretti. Ne tesadüf değil mi? abd, çok iyi niyetli(!) bir ülke olduğu için savaştan zarar gören ve Sovyetler'in güdümüne girmeyen ülkelere yardım kararı aldı. 1947 ve 1948 yıllarında Truman Doktrini ve Marşal yardımı adıyla Avrupa ülkelerine yardım etti. O yardımdan nedense biz de çok istedik ve maalesef birazcık verdiler. İşte bunların nedeni bize Sovyetlerin tehdidi imiş. Yalta'da dünyayı paylaştık demiyorlar da 80 yıldır böyle kandırıyorlar. Adına bir de Soğuk Savaş dedikleri süreçte biz de maalesef Nato denetiminde kaldık. Bir konuyu daha anlatalım. 2. Dünya Savaşı biter bitmez zalim stalin'in aklına Lenin'in iyi niyet gösterisi olarak bize verdiği Kars, Ardahan'ı istemek gelmiş ve bu istek Dış işlerimize iletilmiş. Biz de bundan korkup, Nato'ya ve abd'ye yanaşmışız. Peki, 1930'ların başında gerçekten bu topraklarımızı isteyen zalim stalin'e Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK ne yapmış biliyor musunuz? Bu kadar konular anlattım, lütfen onu da siz araştırın.
Bütün bu gerçekler ortada iken dengesiz tıramp'ın Nato'yu dağıtma düşüncesine keşke dememek mümkün mü? 1949 yılında kurulduğundan beri hiç bir iktidarımız ve partimiz tarafından ciddi bir tepki görmeyen Nato'nun dağılması o kadar iyi olur ki...
Yunanistan Nato üyesi, ama bizimle ilişkisi nasıl, adalar ne durumda, Kıbrıs'ta ne oldu? Nato'cular buna neden ses çıkarmazlar? Başka ne söyleyelim?