Yüreğir, Çukurova, özellikle de Seyhan Belediyeleri "kalıcı yatırımlar" konusunda bugün itibariyle son derece yetersiz..
Saman alevi gibi yanıp sönen, kimseye yaramayan, kendilerinin bile tatmin olmadığı, o-la-ma-ya-ca-ğı birkaç "sözde icraat" var..
O kadar.
Seçimlerin üzerinden bunca ay geçmesine rağmen; "Meselelere çok hakimiz.. Bakıyoruz, görüyoruz, biliyoruz, hassas davranıyoruz, takip ediyor, derin analizler yapıyoruz.. Hepsinde muvaffak olacağız" diyebilecek kadar "acaipleşen" başkanlara "ON üzerinden" not verilse, inanın 'BİR' alarak sınıfta kalırlar.
Konuşmayacaksınız arkadaş.. Yapacaksınız arkadaş.. "Yaptık ettik.. Yaptıklarımız aha orada" diyeceksiniz ki, "haklarınızı teslim etme adına" yanınızda olalım arkadaş.
-Var mı böyle bir durum?
-Yok.
-Umudu olan var mı?
-Yok.
-Işığı gören var mı?
-Yok.
"Adamlara zaman tanımak gerekir.. Onlara o zamanı verelim, bekleyelim.. Yapmazlarsa, o vakit eleştirelim" diyenler olabilir.
Altını özenle çizerek belirtmek isterim ki, ben böyle düşünenlerin safında değilim.
Nedenini söyleyeyim; "Kadrosunu güçlü isimlerden oluşturan, işinin ehli başkan için "geçen süre" AZ bir süre değildir. Seyhan, Yüreğir ve Çukurova Belediyeleri kadrolarına baktığımda, beni yarınlar adına "umutsuz kılan ana unsurun" bu olduğunu düşünüyorum.
Daha yalın, daha anlaşılır bir dille ifade edeyim:
"Umut vermeyen gidişat," söz konusu belediyelerde on değil, on beş değil, yirmi beş değil, otuz beş değil, kırk beş değil, elli beş değil, tam yüz elli beş "konu mankeni" olduğunu işaret eder gibi duruyor.
"Kalıcı icraatlar" demek, uzun yıllar geçse de asla akıllardan çıkmayan, takdirle hatırlanan, unutulmayan, unutturulmayan, saygı duyulan işlere "imza atmak" demektir.
Eğer siz, "kalıcı icraatlar yapmayı" çöp toplamak, taziye yerlerine çadır kurmak, sandalye-semaver-çay-şeker- bardak yollamak, maaşlı hocalarınıza dualar okumak olarak algılıyorsanız:
Önünüzde "baş eğen" ilk kişi olmazsam, mürşit emmimin katırına GEM yapın beni.