Kişi neyi, nerede, ne zaman, hangi şartlarda, kim için konuşacağını çok iyi bilmeli, bin kez düşünüp, YOL'a öyle çıkmalı.

Eğer bu anlayışla hareket etmezse, önce pişman, sonrasında da perişan edilir.

Konunun "seyr-ü seferini" Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı'ya getireceğim.

Demirçalı, "kos" ve de "ko-ca-man" Adana Şehir Hastanesi'ni hedef alıp, haddini de aşarak (!) bakın neler söylemiş:

"Şehir Hastanesi, Yüreğir sınırları içinde.. Kurulduğu günden bu yana belediyemize delikli kuruş ödememiş.. Biz, devlete olan sorumluluğumuzu yerine getirip, tüm şartları zorlayarak borçlarımızı günü gününe ödüyoruz. Sözkonusu hastane neden borcuna sadık davranıp, vergisini ödemiyor? Dünya kadar alacağımız var.. Bu işin takipçisi olacağız, alacaklarımızı tahsil etme noktasında da gerekeni yapacağız. Bunu herkes böyle bilsin, ona göre davransın."

Ali Başkan, boyuna-posuna bakmadan bu lafları nasıl eder? diye düşünenler, düşünmeyenlere karşı "9 bin ton" ağır basar.

Be eyyy Ali Başkan, bu lafları kime söylediğini, bu işten zararlı çıkanın Yüreğir Belediyesi olacağını nasıl olur da hesaba almazsın?

Arkadaş, senin bu çıkışından sonra hükümet cenahı: "Ne diyor bu adam? Bunun ceddini değil, ebu ceddini iyice araştırın bakalım." dese..

Ne olacak?

Belediyede bulunan 33 müfettişi "yetersiz" görüp, 3 yüz 33 müfettiş daha gönderse, halin nice olacak?

"Adana'da Yüreğir diye bir ilçe varmış.. Bu ilçe Belediyesini biz değil, CHP kazanmış ta haberimiz yokmuş. Adam, AK Partili değilmiş.. Derhal oraya gidin.. O belediyeyi ve başkanını iyice silkeleyin bakalım" dese...

Kime, neyi anlatabilirsin?

Ya da, senden şu istense, dense ki: "Bundan böyle çok konuşan bu başkan, bundan böyle Şehir Hastanemizin suyunu ve elektrik borçlarını ödeyecek.. Boş zamanlarında da hastane çalışanlarının işlerine rahatça gidip gelmeleri için otobüs seferleri düzenleyecek"

Hangi KADI'ya sığınacaksın?

İyi etmedin Ali başkan.. Haddini aştın (!) Kış uykusuna yatanlara: "Ben buradayım, hakkımı alana kadar da burada olacağım" diyebildin.

Adamlar, kimin nerede, kiminle, ne kadar kalacağına karar verebiliyorken;

"Susup, O-TU-RA-CAK-SIN be arkadaş."

------------------------------------------------ CANBOLAT'TAN ÖNEMLİ NOT

Değerli dostlar, bana gösterdiğiniz takdir, güven, içten duygularınıza binlerce kez teşekkür ederim. Sağ olun, var olun. Samimi olarak şunu bilmenizi isterim ki:

SÜZGEÇ adlı köşemi 36 yıl yazdıktan sonra, "yeter artık" demiş, kalemimi evimin duvarına çivilemiştim. Yorulmuştum çünkü..

Beni, canım kadar sevdiğim mesleğe geri döndüren "yazmalısın Sülo" diye ısrar eden, 43 yıllık kadim dostum, sırdaşım, kader arkadaşım "kara kutum" sevgili Savaş Çokduygulu'dur.. Onu kırmam asla mümkün değildi..  Döndüm ve "1,5 yıldır da aralıksız olarak hergün yazmaya gayret ediyorum.

TİK TOK ta, TOK TİK te bilmem.. Savaş "Bu iş bende.. Ben bu işi çok iyi biliyorum, sana da öğretirim Sülo" derse, bakarız.

........

 Tekraren hepinize gönül dolusu selamlar-saygılar.