1930'lu yıllar.

Stalin'in Sovyetler Birliğinin başında olduğu dönemde, Sovyetler'in Ankara büyükelçisi ünlü bir diplomat olan Karahan'dır.

Sovyet devriminin Yıl dönümlerinden birinin sabahında Stalin, son derece sivri, anlamsız ve onur kırıcı bir demeç verir.

Aynen şunları söyler;

"Herkes bilsin ki; Rus Milleti, Boğazlarla Ardahan'ı ele geçirmekten asla vaz geçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda, bu davalarımızı halletmiş olacağımızı şimdiden müjdeliyorum.

Aynı gece Ankara'da da Sovyet  Büyük Elçiliğinde de ihtilalin yıl dönümü  kutlamaları yapılmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal, gece yarısına doğru Stalin'in bu densiz demecinden haberdar olur ve emreder;

"Arabalar hazır olsun, gidiyorum"

"Paşamız bu saatte nereye gidecekler?"

"Sovyet Büyükelçiliğine"

Ekibin etekleri tutuşur.

Çünkü olayı kavrarlar.

İçlerinden birisi Gazi'ye "Paşa hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü gideceksiniz. Siz devlet başkanısınız, Protokolsüz nasıl gidersiniz?"

"Protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş. Sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları" diye cevap verir.

Arabalar hazırlanır.

Gazi ve ekibi Sovyet Büyükelçiliğinin kapısına dayanır.

Ulu önderimiz, yüzü asık bir şekilde büyükelçiliğe çıkar.

Bu sırada elçilikte büyük bir balo vardır.

Gazi, kendisini karşılayan Karahan'ı görünce " Merhaba Karahan" der.

Aynı sert ifade ile devam eder "Rahatsız ettik ama, sen benim şahsi dostumsun, kusurumuza bakmazsın. Bir hususu esasından anlamaya geldim"

"Emredin sayın başkan"

"Ajanstan öğrendiğime göre Stalin Ardahan ile Boğazlar'ı istemiş ve kararı katiymiş. Pek yakında da bu kararın   ı uygulayacakmış.Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama, buna benzer şeyler söylemiş. Bunun bir kopyası sende vardır. Şunu bir getir de, işin aslını faslını iyi anlayalım"

Stalin'in konuşması getirilir.

Bunu yanındakilere kelime kelime tercüme ettirir.

Konuşma, ajanstan geçen metinle aynıdır.

Gazi; Sovyetler Birliği Büyükelçisine " Karahan elçiliğin telsizinden derhal Stalin'i bulduracaksın. Bu beyanatından vaz geçip geçmediğini sorduracaksın..Stalin tükürdüğünü yalayacak. Yalamazsa ben yapacağımı bilirim. Bu cevap, bu gece gelecek. Çünkü benim daha önemli kararım var. İstediğim cevabı almadan elçiliğinizden dışarı adım atmam. Eğer cevap istemediğim şekilde gelirse, doğru Rus sınırına gideceğim"

Karahan çaresizlik içinde telsizin başına koşar ve Gazinin söylediklerini aynen nakleder.

Stalin'den gelen cevap büyük önderi tatmin eder.

Çünkü aynen şöyle söylenmektedir:

"Stalin sürçü lisan eylemiştir. Boğazlarla Ardahan'ı almak gibi bir arzusu kesinlikle yoktur.

Gazi cevabı okuduktan sonra, Rus Büyükelçisine hitaben şunları söyler;

"Karahan, seni geri çağırır ve yaşatmazlar. Uzun süredir tanışıyoruz. İstersen bize iltica et"

Karahan bu teklife olumsuz cevap verir.

Ve cevabı telgraftan sonra, hemen geri çağrıldığını anlatarak;

"Teşekkür ederim, sizi tanımış olmam bile yeter..Memleketinizdeki görevim sona ermiştir. Yarın hareket edeceğim.

Gazi fazla ısrar etmez ve Çankaya'ya döner.

Kısa bir zaman sonra şöyle bir haber gelir;

"Sovyetler Birliğinin eski Ankara Büyükelçisi Karahan fırında yakılmak suretiyle idam edilmiştir"