Bugün güncel konulardan biraz uzaklaşmak istedim. Bu nedenle yakın tarihten bahsetmek daha uygun olur diye düşündüm.
Bu cümleden olarak şu tarih uydurmacıları var ya, onların durumunu değerlendirelim istedim.
Dedim ya, güncel konulardan biraz uzaklaşmak istiyorum. Yani; Ekonomimizin gerek makro ve gerekse mikro seviyede ne kadar sıkıntılı olduğundan hiç bahsetmeyeceğim. Hatta pahalılığın insanları canlarından bezdirdiği ortada iken ülke iktidarının pembe tablolar çizmesinden hiç bahsetmeyeceğim. Yani; Anayasamızın ilk 4 maddesi ile ilgili tartışmaları açanların nelere yol açtığından hiç bahsetmeyeceğim vs vs.
Bugün tarihe yalan söyletenlere farklı bir kaynaktan cevap vereceğim.
Tarihe nasıl yalan söyletiliyor? Örneğin, 2. Abdülhamid göklere çıkarılıyor ve bu padişahımız üzerinden ideolojik bir kavga yürütülmeye çalışılıyor, hem de yalan ve gereksiz bilgilerle.
Bir kere hemen şunu söylemeliyim. Ben Osmanlıyı kabullenen, iyi tarafları ile gurur duyan ve kötü taraflarını eleştiren bir noktadayım. Ayrıca daha da önemlisi bugün onurla yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Osmanlı Devleti'nin devamı olduğunu hem bilenlerden ve hem de kabullenenlerdenim.
Bu açıklamaları yaptıktan sonra şunu merak ediyorum. Bir takım insanlar neden 2. Abdülhamid'i tek taraflı değerlendirerek göklere çıkarırlar? Bu insanlar neden gereğinden fazla bu işle uğraşırlar? Fatih Sultan Mehmet gibi dünya devleri dururken neden illa 2. Abdülhamid? Bu padişahımızla ilgili olarak zaman zaman yazılar yazdım ve bazı önemli bilgiler verdim. Ama bugün çok daha ilginç bir kişinin bu padişahımız ile ilgili görüşlerini okurlarıma aktarmak istiyorum. Kim o kişi? Hüseyin Çelik! Ülkemizde herhalde bu ismi bilmeyen pek çıkmaz. Fikir yapısını zaten kendi belirlemiş olduğu için ayrıntıya girmeden sözlerinden alıntıları aşağıda yazıyorum:
"Hızlı bir İslamcı olarak doktora tezimi Abdülhamid üzerine yapmaya karar verdim. Kahramanlıklarını araştırıp herkese anlatmak için kitap yazacaktım. Ama araştırdıkça şoklara girdim, hayal kırıklığına uğradım. Necip Fazıl ve Kadir Mısıroğlunun anlattığı Abdülhamid Osmanlı belgelerinde yoktu. Ne vardı peki? Avrupai hayat tarzına meraklı ama Avrupa’dan korkan bir adam. Etrafındaki tüm adamları, vezirleri Ermeni Rum veya Yahudi. Yabancı devletler tehdit edince toprak verip sulh sağlayan bir padişah çıktı karşıma. Ali Suavi'nin Çırağan Sarayı baskınından sonra beni ve ailemi, bunlar Topkapı’nın zindanlarında öldürecekler korkusu ile İngiliz elçisini çağırıp Kraliçe beni korur mu diye söylüyor...2 gün sonra Elçi, Kraliçe seni ve aileni koruyacağını söylüyor ama bir şartı var: Ruslara karşı Malta'da ve Girit’te bulunan askerlerimiz savaşırken sevkiyat zorluğu çekiyor... Kıbrıs'ı vermenizi istiyor diyor. 4 gün sonra Kıbrıs'ı İngilizlere veriyor."
Tarihi çarpıtmaya, yalanlarla insanları kandırmaya, insanımızın kafasını karıştırmaya çalışanlar için daha söyleyecek ne var?