Trendyol 1.Liğin 18.haftasında oynanan Bodrumspor-Amedspor maçı, saha içi mücadelesinden ziyade ne yazık ki hem maç öncesinde hem de sonrasında yaşanan saha dışı gerginliklerle gündeme geldi.

Maç öncesinde stadın çevresinde iki takım taraftarları arasında bir arbede çıktı. Grupların birbirlerine cam şişe fırlattığı görüldü. Polisin araya girmesiyle olaylar güçlükle kontrol altına alındı. Gelen raporlara göre, maç öncesindeki bu gerginlik sırasında Aydın’dan maçı izlemeye gelen Gülizar Özdemir isimli bir Amedspor taraftarı saldırıya uğrayarak yaralandı.

Golsüz biten maçın ardından stadyumdan ayrılan Amedspor taraftarlarını taşıyan minibüslere ve araçlara yönelik saldırılar düzenlendiği bildirildi. Araçların camlarının kırıldığı ve bazı taraftarların darp edildiği belirtildi.

Amedspor kulübü bugün resmi bir açıklama yaparak yaşananları kınadı. Açıklamada, saldırıların “provokatif gruplar” tarafından gerçekleştirildiği vurgulanarak hukuki sürecin takipçisi olunacağı ifade edildi.

Henüz Bodrumspor yönetiminden resmi bir açıklama gelmedi.

Buraya kadar yaşananlar Türkiye’de futbol karşılaşmalarında yaşanan rutin olaylar diyebiliriz.

Ancak son günlerde başlatılan terörsüz Türkiye sürecinin ruhuna hiç de uygun olmayan biçimde Kürt yurttaşlara ve özellikle Leyla Zana’ya yönelik giderek artan küfür ve hakaret içeren provokatif eylemler kabul edilebilir şeyler değil.

Kuşkusuz işletilmeye çalışılan sürecin şeffaf yürütülmemesi ve siyasi iradenin çelişik tutumları yüzünden toplumda farklı tepkilerin belli çevreler tarafından kullanılmak istendiği de bir gerçek.

Olayın olumlu yanı, kamuoyunun büyük çoğunlukla bu tür eylemlerin belirli bir grup tarafından gerçekleştirildiği, Bodrum’a mal edilemeyeceği konusunda görüş birliği içerisinde olmasıydı.

Kaldı ki Bodrum, bir hoşgörü ve barış kentidir.

Bodrum’un gerçek sahipleri bu tür ırkçı, ayrılıkçı eylem ve söylemlere itibar etmezler.

Ancak son günlerde daha sık yaşanmaya başlayan bu tür olayların önlenmesi ve tekrar edilmemesi için gerekli önlemlerin de alınması gerekir.

Özellikle de siyasilerin çok daha özenli davranması, mümkün olduğunca barışçı bir dil kullanma konusunda daha duyarlı davranması gerekir.

Güneydoğulu yurttaşlarımızın çok yoğun olduğu ve Bodrum’un ekonomik ve sosyal yaşamına büyük katkı sağladığı gerçeğini de düşünürsek öyle sanıyorum bu yaşanan çirkin olaylar en çok da Bodrum’da yaşayan bu yurttaşlarımızı rahatsız etmiştir. (DEVAMI YARIN)