Asgari ücret kağıt üzerinde yalnızca bir rakam gibi görünse de binlerce insan için hayatın ta kendisidir. Ayın kaçında pazara çıkılacağını, markette hangi raflara bakılıp hangilerinin pas geçileceğini, çocuğa alınacak kıyafetin bir ay daha ertelenip ertelenemeyeceğini belirler. Elektrik, su, doğal gaz faturalarında hangi kalemden kısmaya gidileceği bile bu rakamla şekillenir. Yani asgari ücret bir sayıdan çok bir yaşam planıdır.

Her yıl açıklanan asgari ücret zamları sadece çalışanı değil işvereni, kiracıyı, esnafı, anne babayı, hatta çocuğu bile etkiler. Çünkü bu ücret birçok evde tek gelir kaynağıdır. Enflasyon rakamlarla anlatılabilir ama asgari ücret mutfakta, pazarda, markette hissedilir. Sepete konulan ürünlerin bir kısmı kasada bırakılır “gelecek aya” ertelenir. Ay sonu hesapları yapılır çoğu zaman da o hesaplar tutmaz.

Rakamlar arttıkça hayat pahalılığı da aynı hızla artar. Maaşa gelen zam, umutları yeşertmeden fiyat etiketlerine yansır. İnsanların umudu cüzdanlarıyla birlikte erir. Çünkü asgari ücret, enflasyon tablosunda değil boşalan tencerede, eksilen alışveriş poşetinde, çocukların isteklerinde kendini gösterir.

Oysa asgari ücret bir geçim ücreti olmalıdır. Hayatta kalmayı değil insanca yaşamayı hedeflemelidir. Bir çalışan ay sonu gelmeden hesap yapmaktan yorulmamalı, ailesini geçindirebilmeli geleceğe dair küçük de olsa planlar kurabilmelidir. Kendine ve ailesine nefes alacak alan yaratmak lüks değil, en temel haktır.

Açıklanan zamlar kağıt üzerinde makul görünebilir. Ancak sokağa çıkıldığında gerçekler tüm çıplaklığıyla kendini gösterir. Asgari ücret ne kiraya yeter ne çocuğun eğitim masraflarına ne de mutfak alışverişine. Her kalem bir öncekinden biraz daha pahalıdır ve maaş ihtiyaçların gerisinde kalır.

Her zam açıklaması bir müjde gibi sunulsada, zam haberinin ertesi günü market rafları değişir. Akaryakıta, faturalara yeni zamlar gelir. Alınan maaş daha eve varmadan erimeye başlar. Asgari ücretle çalışanlar artık ay sonunu değil, ayın ortasını bile zor getirir hale gelmiştir.

Bu yüzden insanlar ikinci bir iş aramaya yöneliyor. Çalışma imkanı olmayan kadınlar, eve destek olabilmek için el emeği ürünler üretmeye çalışıyor. Borç hayatın bir parçası haline geliyor, kredi kartlarıyla ayakta kalınmaya çalışılıyor. Borçla nefes alan bir toplum oluşuyor.

Emek kutsaldır deniliyor ancak emeğin karşılığı her geçen gün biraz daha değersizleşiyor. Asgari ücret sadece bir rakam olarak görülmeye devam edildikçe yaşanan bu gerçekler değişmeyecek. Çünkü mesele maaş değil insanın insanca yaşayabilme hakkıdır. Ve bu hak her geçen gün biraz daha sessizce erimektedir.