Gazeteciler Cemiyeti Başkanı meslektaşım Cafer Esendemir’in kardeşi Şahin Esendemir benim eski ve sevgili bir dostum.

Çok başarılı ve alkış alan bir meslek sonrası kendisini emekli etti.
O etti ama okurları etmedi.

“Okunur kalitedeki yazılarına” internet ortamında devam ediyor.
Ben de onun okurları arasındayım.

O yüzden de zaman zaman kendisinden bazı alıntılar yapıyorum.
Aşağıdaki de onlardan birisi;

***
Bir çocuğun ayakkabısı denize düşer, kaybolur.
Arar. Arar bulamaz.
Sonra avazı çıktığı kadar denize doğru bağırır;
“Sen bir hırsızsın”
Sonra eline bir çöp alarak, kumların üzerine şöyle yazar;
“Bu deniz hırsızdır”
Biraz ötede bir balıkçı ağına yakalanmış çok miktarda balığı kıyıya çeker ve önceki yazısının yanına, kumlara şöyle yazar;
“Bu deniz çok cömerttir”

***
Bir genç denizde boğulur.
Hayatta tek varlığı olan oğlunu kaybeden annesi, kumlara şöyle yazar;
“Bu deniz katildir”
***
İhtiyar bir balıkçı kocaman bir inci barındıran istiridye çıkarır denizden.
O da kumlara şunları yazar;
“Bu denizin gönlü çok zengindir”

Kıyıda birbirini kovalayarak oyun oynayan çocuklar, bu yazıların bir bölümünü okunmaz hale getirirler.

İhtiyar, genç ve çocuk hayıflanmak için birbirlerine bakarlarken, bir dalga gelir, sahildeki tüm yazıları siler.

İhtiyar; hayatın kendisine verdiği tecrübe ile söylenir;
“Yazıların bir kısmı silindiğinde; bir sonraki dalga gelene kadar yeniden yazabilirdik” dedi.

Deniz sükunet ve huşu içinde seslendi;
“Eğer deniz olmak istiyorsan, başkalarının söylediklerine önem vermemelisin
Çevremizdekileri hoş görmede benim gibi engin olmalısın”

***
Bir insanı fiziki görüntüsü ile beğenirsen ”Güzel” dersin.

Ama birine “Güzel insan” demen için bu yetmez.

Güzel insan olmak bütünlük ister.

Yüreğiyle, duruşuyla, karakteriyle.

Güzel insan aramakla, insandaki güzelliği aramak arasında derin bir çizgi vardır.

O çizgiye özen gösterenler, her zaman kazanırlar, unutmayalım.