Lozan’ın 100 yıllık olduğu, gizli maddeler olduğu gibi bir takım safsatalar idi. İşte bitirdik yüz yılı. Hani ne oldu? Yahu insan yüz yıldan fazladır sormaz mı, bu Anlaşmaya o kadar ülke imza attığına göre, onlar neden gizliyorlar, bizden emir mi aldılar gibi çok basit bir soruyu yüz yıldan beri sormayanlara ne demeli

Bugün yine Gizlenen ATATÜRK dizimizinyeni bir boyutundan bahsedeceğiz.

Aslında tam da zamanı. Neden? Çünkü, Lozan’ın 100. Yılı bitti. Yüz yıldan beri bir kesim insanlar tüm insanımızı kandırmak için büyük yalanlar ortaya attılar. Bunlardan biri de Lozan’ın 100 yıllık olduğu, gizli maddeler olduğu gibi bir takım safsatalar idi. İşte bitirdik yüz yılı. Hani ne oldu? Yahu insan yüz yıldan fazladır sormaz mı, bu Anlaşmaya o kadar ülke imza attığına göre, onlar neden gizliyorlar, bizden emir mi aldılar gibi çok basit bir soruyu yüz yıldan beri sormayanlara ne demeli?

Bu yalanlarını yüz yıldır sürekli tekrar eden kesime karşı bir de ATATÜRK adına hareket ettiği zannedilen bir kesim daha var ki, onlar da ATATÜRK’ÜN vefatından sonra sürekli Türksüz bir ATATÜRK yaratma gayretinde oldular. Diğer bir ifade ile Büyük Başbuğumuz ATATÜRK’Ü gerçekliğinden çıkarıp garip bir şekle sokmaya çalıştılar. İşte biz bu gerçekliğin artık bütün kamuoyumuz tarafından fark edilip doğruların ortaya konmasını istediğimiz için gizlenen, uydurulan ne varsa onları açığa çıkarma gayreti ve düşüncesi ile hareket ediyoruz. Bu konuda gayretlerimizin boşa gitmediğini de çok açık bir şekilde görmenin mutluluğunu yaşadığımızı belirtmeliyim.  

Bu her iki kesim de aslında duvara tosladılar. Daha açık bir ifade ile, Türk Milleti’ne tosladılar. Bütün bileşenleri ile Türk Milleti, ne ATATÜRK’E saldıranlara ne de ATATÜRK adına hareket edip ATATÜRK’Ü gizleyenlere gerçekten izin vermedi. Bu olayı, son yıllarda açıkça görüyoruz.  

Gizlenen ATATÜRK dizimizde 10. Yıl Nutku’nu yeniden bir ele alalım da ATATÜRKÇÜ ve ATATÜRKÇE düşünmenin tam gerçeğini bir görelim.

      

“Türk Milleti!

Kurtuluş Savaşı'na başladığımızın on beşinci yılındayız. Bugün Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!

Şu anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.”

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir.”

“Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini ve millî birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî ülkümüzdür. Türk Milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda, kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta muvaffak kılacaktır.”

“Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte olan Türk Milletinin büyük millet olduğunu, bütün medenî âlem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır.

“asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır.

“Türk Milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!”

Onuncu Yıl Nutku, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Cumhuriyet’in kuruluşundan On Sene sonra da neler düşündüğünün son derece veciz ifadeleridir.

10. Yıl Nutku’ndan aldığım yukarıdaki bazı kısımlar, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün kim için uğraştığını, kimi muhatap aldığını, kime hesap vermek istediğini, kim için olağanüstü gayretler sarf ettiğini, kimler için hayatını ortaya koyduğunu çok açık olarak göstermektedir: Türk Milleti!

10. Yıl Nutku’ndan aldığım bu kısımlar, üzerinde kitaplar yazmayı gerektirecek kadar önemli kısımlardır.

Asla şüphem yoktur ki; Türk Milletine inancım tamdır.

Türklüğün unutulmuş medenî vasfı; Türk Milleti’nin medenî vasfı son asırlarda unutturulmak istenmiş ve hatta unutturulmuştur.

Türklüğün büyük medenî kabiliyeti; Türk Milleti, dünya tarihinin büyük medeniyet yaratmış milletlerinden birisidir.

Bundan sonraki inkişafı ile; artık, Türklüğün saydığım özellikleri bundan sonra orta yere konacak ve gelişecek, ilerleyecektir.

Atinin yüksek medeniyet ufkundan; gelecekte insanlığın medenî durumunda, yani, batı medeniyeti, bilmem ne medeniyeti değil, tüm insanlığın medeniyet ufkundan

Yeni bir bir güneş gibi doğacaktır; Türklüğün gelişen, orta yere konan ve ilerleyen medenî kabiliyeti, insanlığın medenî ufkundan tüm dünyada yeni bir güneş gibi doğacak, dünyaya ışık saçacak, insanlık bu medeniyetten yararlanacaktır denmektedir.

Yoksa, Mustafa Kemal ATATÜRK tam bir Türk Milliyetçisi mi?

Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir dünya lideri’nin bu sözlerin her kelimesini düşünerek, hesaplayarak söylediği konusunda herhalde kimsenin tereddüdü yoktur.

Ama, bu sözler kamuoyunda ne kadar yer edinmiştir ve edinmektedir acaba?

Lütfen, onuncu yıl nutkunu yeniden, yeniden ve dikkatle okuyalım.

Ülkemizin bu kadar ağır ekonomik şartları yaşadığı bu dönemde neden böyle konular yazıyoruz. Çünkü, bütün bu konular birbirinden bağımsız değiller de onun için. Bu konular birbirinin içine girmiş konular da onun için.