Adana’nın sıcağında, kalabalığında toplu taşımaya binmek zaten başlı başına bir sabır işi. Bir de üstüne direksiyon başındaki şoförün kaba tavırları eklenince, vatandaş için yolculuk çileye dönüşüyor. Ne yazık ki son yıllarda toplu taşıma araçlarında bu manzaralara sıkça rastlıyoruz: Sert çıkışlar, ters bakışlar, yolcuya bağırmalar…

Şunu unutmayalım: Şoförlük sadece araç kullanmak değildir. Aynı zamanda insan taşımaktır. Direksiyonun arkasında oturan kişi, toplumsal bir sorumluluğu da sırtlanır. Her gün yüzlerce yolcuyla muhatap olan şoförün ağzından çıkan bir kelime, bir insanın bütün gününü etkileyebilir.

Elbette işin zorluklarını görmezden gelmek mümkün değil. Trafik yoğun, hava sıcak, yolcu kalabalığı fazla… Ama hiçbir gerekçe, vatandaşa kötü davranmayı haklı çıkarmaz. Çünkü o yolcu, ücretini ödeyerek hizmet alıyor. Hizmetin olduğu yerde de saygı, güler yüz ve sabır zorunluluktur.

Toplu taşıma şoförleri unutmamalı: Bir tebessüm direksiyona hiçbir yük bindirmez, ama yolcunun yükünü hafifletir. Bir güzel söz, ne direksiyonun hâkimiyetini bozar ne de mesafeyi uzatır.

Biz yolcular olarak tebessümü geçtik, Adana’da öyle bir beklentimiz kalmadı. Ancak müziğini son ses açıp, insanları üst üste istifleyip, yoldan tek tek yolcu toplarken durak gözetmezken yolcular ineceği zaman sık sık durmamak için yolcularla kavga ederek, klima yüzünden yolcularla polemiklere girerek, şikâyetçi olanlara da kaba bir üslupla taksiye binmelerine tavsiye etmekten geri durmayan şoförlerden yorulduk.

Şuanda Adana’da okullar açık değil. Millet yaylasında… Yani Adana şuanda boş bir de kalabalıklaşınca esas curcuna o zaman…

Adana gibi sıcak, yorucu bir şehirde toplu taşımanın vatandaş için eziyete dönüşmemesi gerekiyor. Bunun yolu da şoförlerin kaba tavırlarını terk edip, saygıyı ve empatiyi direksiyonun ayrılmaz bir parçası haline getirmelerinden geçiyor.

Çünkü direksiyonun başında kaba olmak kolay, insan olmak zordur.