Ülkemizde bazılarında çok ilginç bakış açıları oluşmuş.

Nasıl?

Bir kesim, Cumhuriyet öncesi ve hatta İttihat ve Terakki öncesi her şey iyi idi, güzel idi diye bol keseden atıyor ve ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti Osmanlı Devleti'nin yönetimini ele geçirdi, Devleti mahvetti ve sonra da Cumhuriyet kuruldu. Bu bakış açısında İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Cumhuriyet kurucuları aynı yerde duruyorlar. Bu görüşe sahip insanlar aslında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 2. Meşrutiyet'i ilan ettirdiği andan itibaren bu Cemiyet'e muhalefet yapmak amacında olanların oluşturduğu Hürriyet ve İtilaf Partisi içinde kümelendiler. Her türlü düşünceden, çok farklı dünya görüşünden kişiler bu muhalif Parti'de bir araya geldi. İşte bu Parti, bugün de taraftarları ile varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Yani, bir kesim bugünkü bağlı olduğu Partisinin adına bakmaksızın denilebilir ki aslında 2. Meşrutiyet'ten sonra oluşan Hürriyet ve İtilaf Parti'sine mensubiyet duymaktadırlar.

Bu gerçek, her şeyden önce bize şunu göstermektedir. Çok partili hayatı biz 1946'dan itibaren değil, 2. Meşrutiyet'ten itibaren yaşamaya başladık. Hem de öyle yaşadık ki, bu Parti rekabeti yüzünden çok canlar yitirdik ve ağır bedeller ödedik. Tarihi kesikli olarak düşünüp, bu kesiklerin öncesi veya sonrasını göz ardı ederseniz, görüşler, fikirler, bakış açıları tam yerine oturmaz, boşluklar kalır. Bu nedenle tarihe bütüncül bakmak şarttır ve herhangi bir kesitin öncesi veya sonrasını yok saymak gibi anlayışlara kapılmamak gerektir. Tıpkı Türk Milleti'nin Osmanlı öncesini, İslâmiyet öncesini yok saymak gibi anlayışların bugün duvara tosladığını gördüğümüz gibi. 2. Meşrutiyet'in ilanı konusu yakın tarihimizin ana eksenini oluşturur.  Batmakta olan Osmanlı Devletimizi kurtarmak için olağanüstü gayret sarf eden Türk Aydınları, önceki denenen Osmanlıcılık ve sonraki İslâmcılığın istenen sonucu vermediğini gördüler. Geriye tek çözüm kalmış idi: Türk Milliyetçiliği. İşte 2. Meşrutiyet'in ilanından bir süre sonra ve özellikle Ocak 1913 Bâbıâli Baskını ile İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarı tamamen ele geçirdikten sonra Türk Milliyetçiliğinin tek çözüm olduğunu anladı ve o aşamadan sonra da bütün uygulamaları bu anlayış doğrultusunda oldu. Bu durumun ortaya koyduğu bir gerçeği belirtmek tarihsel açıdan bugün bile önemli olmaktadır. Nedir o? Gerek Milli Mücadele, gerek Lozan ve gerekse Cumhuriyeti gerçekleştiren iradenin esin kaynağı işte İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin uygulamaya koyduğu Türk Milliyetçiliği olmuştur. Dolayısıyla, kişisel ilişkiler anlamında belki değil ama fikirsel anlamda Cumhuriyet, 2. Meşrutiyet'in ilanını sağladıktan bir süre sonra fikir dönüşümüne uğrayan anlayışın devamıdır demek yanlış olmamaktadır.  Bu duruma bağlı olarak başta da söylediğim gibi bugün bir kesim, hâlâ Cumhuriyet karşıtlığı yapmaya çalışıyor iken bağlı olduğu Parti, Hürriyet ve İtilaf Partisi'dir. Bu gerçek çok açık olarak ortada durduğu için Cumhuriyet karşıtları aynı zamanda İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne de çok sert karşıdırlar.