İnanılır gibi değil.

Dünden beri duyduğumuz, gördüklerimiz doğru ise, 30 milyonluk bir devletin başkanı başka bir devletin adamları tarafından eşi ile birlikte alınıp kendi ülkelerine götürüldü.

Böyle bir durum gerçek olabilir mi? Nasıl gerçek olabilir?

Bunda bir iş yok mu?

Bir de ani bir durum da değil. Uzun bir zamandan beri tramp söylüyor; Venezuela'ya müdahale edeceğiz. Böyle göstere göstere gelen bir saldırıya karşı nasıl bir önlem alınmaz, anlamak mümkün değil. Bu konudan çıkaracak çok önemli dersler var. Yoksa bizim bu kadar ağır şartlar altında olduğumuz bir dönemde bir köşe yazısını buna ayırmak benim için gerçekten fazlalık. Ama bu yapılan iş o kadar önemli ki bütün dünyayı ilgilendirir. Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki; tramp abd'de seçim filan yapılarak gelmedi. Tramp bir takım güçler tarafından getirildi. Zaten kendisi kaybettiği seçimi elimden hile ile aldılar demedi mi? Kendisine hile yapıldığını söyleyen kişinin kendisi neden hile ile gelmiş olmasın? Peki, neden tramp gibi birisinin gelmesi istensin? Bu sorunun cevabı olarak şöyle düşünüyorum: abd iflas etme noktasına geldi. Ekonomik veriler, toplumsal olaylar, göçmen doldurulması gibi ağır sorunlar abd'nin tıkandığını, aslında duvara tosladığını açıkça gösteriyor. 2. Dünya Savaşı sonrası İngiltere'den emperyalist bayrağı devralan abd'nin bir günde çökmesini bekleyemeyiz elbette. Ancak batış çizgisi belli olduğuna göre kurtarmak için yapılacak işlerin başında tramp'ın başkan olması düşünülmüş gibi görünüyor. Çünkü her şeyi yapmaya uygun bir kişilik. Bu durumu doğru kabul edersek tramp şu işlev ile başkanlık yapacak: Ya abd'yi tıkanmaktan ve bir adım sonrası olan batmaktan kurtaracak veya dünyayı ateşe verecek. İşte Venezuela konusunu böyle görmenin, doğru ve anlattığım şartlara uygun olduğunu düşünüyorum. Tramp geldiği günden beri öyle laflar etti ki, akıllara durgunluk verecek laflar. Ama Venezuela'ya müdahale, söz aşamasını, garip garip konuşma aşamasını artık geçtiğimizi gösteriyor. Bu aşamadan sonra dünyayı yeni ve zor gelişmeler içerisinde görmek mümkündür. Bu arada Venezuela halkının büyük oranda sevindiği gibi haberler görüyoruz ki, bu da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Maduro'nun gitmesini elbette isteyenler olabilir. Ama başka bir ülkenin adamlarının gelip ülke yöneticisini evinden alıp kendi ülkesine götürmesinin rezaletine nasıl sevinilir anlamak mümkün değil. En azından böyle gitmemeli idi diye düşünüp üzülmek gerekmez mi? Elbette basına verilen sevinç haberleri doğru ise veya yönlendirme sevinç gösterileri değil ise.

Venezuela konusundan çıkarmamız gereken bu sonuçlardan sonra şunu da söylemeliyim:

Millet ve Devlet olmak kolay değildir. Millet ve Devlet olabilmek için tarihiniz, hem de çok uzun asırlara giden bir tarihiniz olacak. Yoksa Millet ve Devlet'e sahip çıkacak kadrolar bulamazsınız. Çünkü Millet ve Devlet'e sahip çıkmak için çok güçlü aidiyet duygunuz olmalıdır. Bu da ancak uzun bir tarih ile oluşur. Abd de bu köksüzlüğün bedelini mutlaka ödeyecektir.