Geçtiğimiz Cumartesi günü, Adana Valisi sayın Mahmut Demirtaş’la sabah kahvaltısında idik.
Savaş Çokduygulu’nun yönetiminde, Adana’nın sorunlarını konuştuk.
Arkadaşlarım her konuda soru yağmuruna tuttular kendisini.
Tatmin edici cevaplar da aldılar.
Sayfalarımızda ve köşelerinde bunları okuyacaksınız.
Ben de sayın Demirtaş’a 2 şey sordum.
Aşağıda okuyabilirsiniz.
***
“Size 2 sorum var.
Birinin cevabı, evet veya hayır gibi çok kısa..
Bu darbe girişiminde ve daha sonraki günlerde, içinde ölüm tehlikesinin de olduğu çok ciddi olaylar yaşadınız.
Bunlara dayanarak soruyorum;
Emeklilik günlerinize hatıralarınızı yazmayı düşünüyormusunuz?
Şayet bu güne kadar düşünmedinizse, düşünmenizi öneriyorum”
“O günkü yaşadıklarımızı, sağ olsun arkadaşlarımız kayıt altına almıştık. İleride bunları kullanabiliriz”
Ben bu cevaptan “evet, bu anılar tarihe gömülmemeli” anlamını çıkardım.
“Sayın Valim, Savaş beyin de dediği gibi benim en önemli hobim Dünya’yı dolaşmak.. Bu tarayışlarımın sonucunda da izlenimlerimi yazılarımda, sohbetlerimde, TRT’de yaptığım konuşmalarımda okurlarım, dinleyenlerim ve dostlarımla bölüşürüm.
Ancak, bu paylaşımlarda da zaman zaman “ bu gezileri bir övünme vesilesi mi yapıyorum acaba” diye düşünürüm.
Kendi kendime “gezdinse gezdin” derim.
Bir gün böyle bir düşünceyi ifade ettiğimde; çok sevip saydığım, şimdi rahmetli olmuş olan, Gülhan hocamın da yakından tanıdığı, Prof.Dr. Oktay Kadayıfçı hocam dedi ki;
“Ünsal, birçok başarılı işler ‘merak’la başlar ve başarılır..Merak da duymakla başlar. Yani insanlar duymalı ki, merak etmeli.
Ben sizin engellilerle ilgili çalışmalarınızı takdirle karşılıyorum. Ancak; engellilerle ilgili benim Dünya seyahatlerimde gördüğüm bazı şeyleri aktarmak istiyorum.
Mesela Kanada’da gördüm, mesela İsviçre’de gördüm. Engellilerin de yararlanabileceği özel yangın merdivenleri yapılmış.
Yıkılmayan, yangından etkilenmeyen, içi klima ve havalandırmalarla donatılmış, binaya bitişik ama ondan müstakil…Herhangi bir yangında engellinin tekerlekli arabasıyla kaçabileceği ilaveler yapılmış.
Tabi ‘ salavat kuvvete bağlı’ diyebilirsiniz…Ama bunlar yapılmış.
Ben biraz daha aşağısına iniyorum, Türkiyemiz’de de, Adana’da da sağlıklı insanlar için bile yangın merdiveni olmadığını biliyorum. Olanları da çok yetersiz bu merdivenlerin.
Yeşillendirme konusunda da belediyelerin görevlerini yeterince yapmadıklarını düşünüyorum.
Adana’da çalışkan belediyelerimiz var. Ama, herhalde devletin de desteği ile başarılabilir bu işler…Bir örnek vereyim.. Benim çocuklarım ve torunlarımın bir bölümü Amerika’nın Teksas eyaletinde yaşıyorlar. Ben de sık sık oralardayım.Teksas filmlerinde gördüğünüz çorak yerlerin çok önemli bir bölümü yeşil’e dönmüş.. Orada eğer binanızı yapmadan evvel ağaçlarınızı dikmezseniz, çok zor iskan alırsınız.. Belediyeler, inşaat sahiplerine ‘şu kadar ağaç, şu kadar yeşillik, şu kadar araç park yeri isterim’ diyor.
İlimizin en yetkili kişisi olarak size soruyorum ‘Engellilerin çok rahat ettiği, otobüslere rahat binip indiği günleri’ ne zaman göreceğiz Adana böyle bir görüntüye ne zaman kavuşacak?”
Vali Demirtaş, haklı olarak o günlerin geleceği zamanı veremedi ama, görüşlerimi bir anısı ile destekledi;
“ Devlet görevi ile 8 ay yurt dışına gitmiştim. İngiltere’nin büyük köylerinden birinde kaldım. Orada kurumuş bir ağaç gördüm. Ağaç da böyle 20 yıllık bir ağaç. Ev sahibine dedim ki ‘ bu ağaç kurumuş, kesmeyi düşünmüyormusunuz?’.
Bana aynen şöyle cevap verdi ‘Biz izinsiz dokunamayız..Belediyeye haber verdim, gelip bakacaklar, sonra da bana izin verecekler, ben de bunun yerine uygun bir ağaç dikeceğim’ dedi.
Bizde bu hassasiyeti görebiliyor musunuz?”
Sayın vali, ağaç ve yeşil’le ilgili bir başka görüşünü de benimle paylaştı;
“Ama ben bakıyorum bizim parklarımızı başka alanlar için kullanıyoruz. Mesela ben bu büfe olayına karşıyım. Açık söyleyeyim size yani. Parklardaki açık büfe olayına karşıyım.. Vatandaş yolda benim yolumu kesiyor ‘parkta oturamıyoruz sayın valim’ diyor. ‘niye oturamıyorsunuz kardeşim’ diye soruyorum ‘ ‘Otururken büfeden adamlar geliyor ne içeceksiniz diye soruyorlar’ diye cevaplıyor. Adam istemiyor ama büfeci ‘o zaman burada oturamazsın’ diyor.
Onun için, bence bizim belediye reisi arkadaşlarımızın bu uygulamalarını yeniden gözden geçirmeleri gerekir”
***
Değerli 5 Ocak okurları; elinizdeki bu gazetenin baştan sona kadar her satırını okuyunuz.
Yine Adana koktuğunu, Adana’nın gerçek gazetesi olduğunu bir kez daha göreceksiniz.