Öyle görünüyor ki, ülkemiz bu aşamadan sonra ilk fırsatta çok ciddi Anayasa tartışmalarına sahne olacaktır.

Önce Anayasa nedir kısaca ondan bahsedelim. Anayasa, adı üzerinde ve çok güzel oturmuş Türkçe tabirle, bir ülkedeki bütün yasların anasıdır, doğurganıdır. Bir ülkedeki yasaların hiçbir maddesi ve uygulamaları o ülkedeki Anayasaya aykırı olamaz. Anayasa, bir ülkenin şeklinin ve temel kurallarının yazılı ifadesidir.

Biz Türkiye olarak Anayasa ile ilk kez 1876 1. Meşrutiyet döneminde tanıştık. O zamanki adı ile Teşkilât-ı Esasiye, 5. Murat’ın akıl hastalığına yakalanması nedeni ile Mithat Paşa’nın, 2. Abdülhamid’i tahta çıkarma pazarlığı olarak anlaşmaları sonucunda hayatımıza girmiştir. Bu arada hemen söylemeliyim ki, Mithat Paşa’nın bir padişah belirleme pazarlığı yapabilme gücü esas olarak ve büyük oranda Genç Osmanlılar örgütünden gelmektedir. Nitekim bu aşamadan sonra Namık Kemal ve Ziya Paşa daha da ön plâna çıkmışladır.

1877’lerden sonra 1. Meşrutiyet’in sona ermesi üzerine Anayasa askıya alınmış ve 1908 Temmuz’unda 2. Meşrutiyet’in ilânı ile birlikte yeniden hayatımıza girmiştir. 1921 yılında çok ağır savaş şartlarında belki de Anayasacık diyebileceğimiz bir kurallar bütünü ortaya konmuştur. Cumhuriyet’in ilânından sonra ise ilk Cumhuriyet Anayasası 1924 yılında tam bir Anayasa olarak ortaya konmuştur.

1961 yılına kadar bir takım değişiklikler yapılarak gelen Anayasamız, bu yılda yeni baştan düzenlenmiştir. 1982 yılında yeniden tam olarak elden geçirilip yapılan Halkoylaması ile yüzde doksanları geçen bir oranda hayatımıza yeni Anayasa girmiştir. O tarihten beri birçok kez değişikliğe uğrayan Anayasamız, artık ciddi oranda 1982 darbe Anayasası olmaktan herhalde çıkmıştır.

Bu aşamadan sonra, darbe Anayasası ifadesi inandırıcı olmaktan öte bir amaç taşımak için kullanılabilir. Bu ifade ayrı bir tartışma konusu olabilir. Bu nedenle bu durumun şimdilik ortaya konmasına gerek de yoktur.

Asıl anlatmak istediğimiz, bugün var olan Anayasa’nın yukarıda belirlediğimiz şekilde tarifi olan Devletin şekil ve temel kurallarının açık maddeleri ile ilgili görüş ve düşüncelerdir.

Var olan Anayasa’mızın ilk dört maddesi şöyledir;

1 – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

3 – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı "İstiklal Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır.

4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Anayasa’nın bu ilk 4 maddesinden kim neden rahatsız olur? Bütün insanlarımız bunu bir düşünsün…

İnsanımız 2. Maddedeki Başlangıçta belirtilen temel ilkeler ifadesi ile atıf yapılan ilkeleri de bir okuduğunda devletimizin ana temellerini mutlaka görecektir.

Mevcut Anayasa’da bir de 66. Madde vardır. Bu madde de Türk Vatandaşlığını belirleyen bir maddedir.

Birçok maddesi değiştirilmiş mevcut Anayasamızda bu aşamadan sonra değiştirilecek hangi maddeler kaldı acaba?

Söz konusu ettiğim Anayasanın ilk dört maddesi, Başlangıç İlkeleri ve 66. Maddesi umarım yeni bir tartışma konusu yapılarak değiştirilmesi yönüne gidilmez, gidilmemelidir.

Böyle bir durumda devletin temelleri kökünden sarsılır demektir.

Bir devlete, bir ülkeye, bir millete olan aidiyet duygusu sadece iktidar-muhalefet çekişmesi ile elde edilebilen bir duygu değildir. Bugün iktidar olan yarın muhalefet olabilir. Bu durumun tersi de geçerlidir elbette. Ancak devlet, ülke, millet kavramları ve bu kavramlara olan bağlılık tarihseldir, uzun bir geçmişe dayanır ve asırlarca da kalıcıdır. Nitekim, Osmanlı Devletimiz tarihî ömrünü tamamlamış ve yerini Cumhuriyetimize bırakmıştır ama Türk Milleti aynı şekilde kalıcılığını sürdürmektedir ve mahşere kadar da sürdürecektir.

Bu bağlamda, tekrar tekrar üzerinde durmalıyız ve herkes bu konuya dikkat kesilmelidir ki; Anayasamızın ilk 4 maddesi, buna bağlı olarak Başlangıç İlkeleri ve 66. Maddesi değiştirilmemelidir ve teklif dahi edilmemelidir.