Bir türlü fırsat bulup 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilen ve 1929 yılının başında uygulamaya geçen alfabe dönüşümünü, değişimini yazamadım. Daha fazla uzatmadan bu konuyu yazmaya karar verdim. Biliyorum, şu aralar yazmam gereken çok güncel konular var ama, o konuları zaten sürekli yazıyor ve işliyoruz. Güncel ne yazayım yani? Bebek katili teförist başı Abdullah Öcalan'dan mı bahsedeyim? Bu konuları kişisel almamaya çalışıyorum ısrarla. Çünkü insanların hangi gerekçe, menfaat hesapları, kişilik özellikleri ile nasıl ve neden ak dediğine kara, kara dediğine ak diye değiştiğini görüyor ve biliyorum. Bu nedenle daha üst bir gerçeklik olan fikir tartışması yapmak daha uygundur diye düşünüyorum.

Neyse...

Gelelim konumuza.

Alfabe değişiminin Cumhuriyeti kuran irade tarafından gerçekleştirilmesinin son derece doğru, yerinde ve tarihsel bir etkide olduğunu kabul ediyorum. Öyle 1000 yıldır kullandık, devam etsek ne olur gibi oynak görüşleri kökünden kesip atarak eski alfabeyi değiştirdiği için Mustafa Kemal ATATÜRK'E minnet, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bazılarının bu konudaki düşüncelerine bakıyorum da sanki akşam yatılıp rüyada görülüp sabah kalkınca haydi alfabeyi değiştirelim denmiş gibi bir izlenim yaratmaya çalışıyorlar. Öyle bir iş olabilir mi? Böyle bir durum mümkün mü? Alfabe değişimi tartışmaları 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlamıştır. Münif Paşa'lar, Ahundzade'ler, Ali Suavi'ler, Namık Kemal'ler, Ebuzziya Tevfik'ler, Gaspıralı İsmail'ler, Enver Paşa'lar ve bir çok sivil, asker aydın bu konuya önem verip görüşler ileri sürmüşlerdir. Alfabe değişimi sadece biz Anadolu Türkleri arasında değil, tüm Türk Dünyası'nda tartışılan konudur. Bizde 1928 yılında çıkan Kanun bu tartışmaların son halkası ve son noktasıdır.

Tarihsel değişimin yanında işin içeriğinden de bahsedecek olursak şunları anlatabilirim.

1- Türkçe, ünlü ses ağırlıklı bir dil'dir. Arap Alfabesi'nde ünlü ses yoktur. Bu durum 1000 yıl içerisinde kullandığımız bir çok kelimenin yanlış anlaşılmasına neden olduğunu neden saklıyorlar?

2 - Arap ve Türk yazımında kullanılan Arap Alfabesi'nde hareke dediğimiz işaret yokken Kur'an'da neden var?

3 - Arap Alfabesi kutsal mı ki vazgeçmeyelim? Harfin kutsallığı ne demek?

4 - Türk Dünyası gerçeği varken ve bu dünya ile iletişim sağlarken kullanacağımız alfabenin kararını hangi ölçülerle vermeliyiz?

Soruları daha fazla uzatmadan şu konuya girelim. "Bir gecede cahil kaldık". Çok açık söylüyorum; bir gecede cahil kalmadık, aslında cahil bırakılmış olduğumuzu bir gecede anladık. Yani, 1 Kasım 1928'de çıkan Kanun ile Türk Milleti'nin okuma yazma öğrenemediğini anladık. 1000 yıl kullandığımız alfabe ile o 1000 yılın sonunda neden erkeklerde okuma yazma yüzde 5-8 arasında, kadınlarda binde 3-4 arasında olduğunu anladık. Arap Alfabesi ile Arap kültürü arasındaki bağı gördük. Doğrudur, Eski alfabe ile yazılan kitaplar okunamayabilir. Çok isteyen o kitapların uygun olanlarını çevirebilir, bazıları da çevrilmiştir, devam eder. Nitekim 3 kitap ben çevirdim ve kamuoyuna sundum. Eski alfabe ile yazılan kitaplar kaybolmuyor ya!

Alfabe değişimi son derece doğru bir karardır ve asırlarca süren sıkıntı Türk Milleti'nin son derece lehine olarak çözümlenmiştir. Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Türk Alfabesi diye adlandırdığı bugünkü alfabe(abece)'miz Türk Dünyası ilişkileri içerisinde yeniliklerle, eklerle ortak duruma gelecektir.