Adana’da siyaset konuşmak, yaz sıcağında şalgam içmek gibidir; ferahlatır ama biraz da yakar. Çünkü bu şehir sadece kebabıyla değil, potansiyeliyle de insanın iştahını kabartan bir şehir. Ama kabul edelim ki bazen o potansiyeli mangala koyup çevirmeyi unutuyoruz.

Adana’nın kaderi aslında çok net: bereketli toprak, güçlü sanayi geleneği, limanlara yakınlık, genç nüfus, kültür, spor ve gastronomi… Yani şehirde malzeme bol. Ama bazen mutfakta aşçı çok olunca yemek gecikiyor.

Buradan hem siyasilere hem de şehrin tüm paydaşlarına küçük bir hatırlatma yapmak gerekiyor.

Öncelikle siyasilere…

Adana’da siyaset bazen hizmet yarışından çok “ben söyledim – sen söyledin” yarışına dönüyor. Oysa vatandaşın beklentisi çok basit: yol, iş, yatırım, düzenli şehir ve geleceğe güven. Kim yaparsa yapsın Adanalı alkışlar; çünkü Adanalı adaletlidir. Ama unutmayalım, Adanalı aynı zamanda hafızası güçlü bir seçmendir. Sözleri de not eder, yapılanları da.

Yerel yönetimlere de bir çift söz:

Adana’yı sadece bugünün sorunlarıyla değil, yarının vizyonuyla yönetmek gerekiyor. Trafik, altyapı, çevre ve kentsel dönüşüm meseleleri artık “yarın bakarız” dosyasından çıkmalı. Çünkü Adana büyüyor. Ve büyüyen şehirler plansızlığı affetmez.

STK’lara, odalara ve derneklere de bir mesaj:

Adana’nın gelişimi sadece belediyelerin veya siyasetin işi değildir. Sanayici, esnaf, çiftçi, akademisyen ve sivil toplum bir araya gelmeden gerçek kalkınma olmaz. Bazen toplantılarımız çok oluyor ama sonuç kısmı biraz zayıf kalıyor. Adanalı deyimiyle söyleyelim: “Laf çok, mangalda et az.”

Vatandaşlara gelince…

Şehrin sahibi biziz. Eleştirmek en doğal hakkımız ama sahip çıkmak da görevimiz. Sokaktan başlayarak şehre değer katmak, kenti korumak ve doğruyu desteklemek de vatandaşlık sorumluluğu.

Adana aslında çok şey başarmış bir şehir. Bir dönem Türkiye’nin en güçlü sanayi merkezlerinden biri olmuş, kültürüyle ülkeye yön vermiş bir şehir. Bugün yeniden o ivmeyi yakalayabilecek güce sahip.

Yeter ki herkes aynı masaya oturmayı başarabilsin.

Çünkü Adana’nın gelişimi için gereken şey aslında çok basit:

Biraz akıl, biraz birlik, biraz da Adanalı cesareti.

Gerisi mi?

Merak etmeyin…

Adana’da güneş zaten her gün doğuyor. Yeter ki biz gölge yapmayalım.