Ülkemizin ve bölgemizin ağır sorunları var. Özellikle ülkemiz adeta ateş çemberinden geçiyor. İçeriden ve dışarıdan tam bir kuşatma altına alınmış ve nefes almaması için çırpınanlar var. Ama bütün bu gerçeklere rağmen inanıyoruz ki bu çemberi Türk Milleti kıracak ve kuşatma bitecek. Bunu neye güvenerek söylüyorum? Yani kuru ve altı boş bir inanç mı söylediğim? Elbette hayır. Birincisi, daha yüz yıl önce bütün milletlere örnek olacak bir Milli Mücadele verdik ve kazandık. Bu konu bütün dünyada yankılandı ve bu mücadelenin lideri büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK, tartışmasız dünya lideri oldu. Bu örnek bile tek başına çemberi ve kuşatmayı kıracağımızı anlatmaya yeter iken bir de 50-60 yıl önce yaşadığımız Kıbrıs Türkleri konusu var. 1960'da resmen faaliyete başlayan ortak Kıbrıs Cumhuriyeti Rumlara yetmemiş ki, Kıbrıs Türklerini tamamen yok etme girişimlerine başladılar. Bu girişimlere karşı Türkiye 1963 yılında doğrudan askeri uyarılarda bulundu ama azgın, gözü dönmüş ve Türk düşmanlığı ile kafayı bozmuş batının tam desteğini alan Rumlar bu uyarılara hiç aldırış etmediler. 1964 yılından itibaren Kıbrıs Türk'ünü adadan göndermek değil adada yok etmek, imha etmek düşüncesi ile eylemlere, soykırıma başladılar. Bu arada unuttukları bir durum vardı. Türk Milleti, uzun tarih boyunca daima kuşatma ve çemberi mutlaka kırar geçer. Türk Milleti her zaman bunu yapacak Başbuğları bulur. Kıbrıs'ta da bu Başbuğ bulundu. Önceleri Fazıl Küçük ile beraber yürüyen bu büyük lider O'nun ölümü ile yalnız kaldı. Bu büyük liderin adı Rauf DENKTAŞ idi. DENKTAŞ, Türkiye'den alınan destekle Kıbrıs Türklerince kurulan Bozkurt amblemli TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) ile olağanüstü bir mücadele verdi. 1964'ten 1974 yılına kadar verilen mücadelede Kıbrıs Türkleri çok kayıp verdiler, çok acı çektiler. Bugün KKTC içerisinde birçok toplu katliam çukurları görülmektedir. Lefkoşa'da Barbarlık Müzesi olarak ziyaret edilen yerde Rumların nasıl insanlık dışı bir topluluk olduğunu çok açık olarak görmek mümkündür. Cengiz Topel'e yapılan işkenceyi bilmek bile Rumlara ses çıkarmayan ve hatta destekleyen batının nasıl insanlık dışı olduklarını görmeye yeter. Bütün bu yaşananlar Türkiye'nin artık ne olursa olsun olanlara dur demesi gerektiğini göstermişti. Bu nedenle 20 Temmuz 1974 Cumartesi günü sabahtan itibaren Kıbrıs adasına Türk Silahlı Kuvvetleri çıkarma yapmaya başladı. Çıkarma kararı alan hükümet, 1973 seçim sonuçlarına göre kurulan CHP-MSP koalisyon hükümeti idi. Başbakan Bülent ECEVİT, Başbakan Yardımcısı Necmettin ERBAKAN idi. Türk askeri kısa sürede Kıbrıs Türkü'ne dünyanın gözü önünde yapılan katliamı durdurdu ve yeni bir Türk Devleti kurmanın yolunu açtı. Bu savaşta emeği geçen herkese minnettarız. Bu savaşta Gazi olan herkese minnettarız. Bu savaşta Şehit olan herkese minnettarız ve saygı ile anıyoruz. Bu çıkarmadan 9 yıl sonra, 1983 yılında Kıbrıs Türk'ünün büyük lideri Rauf DENKTAŞ başkanlığında yeni bir Türk devleti kuruldu: KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ (KKTC). Bu Türk Devleti'ni kuran kurucu lider Rauf DENKTAŞ'a ülkemizde kimler neler söylemişti bir hatırlayalım. Neyse... Demek ki Türk Milleti, kendisine kurulan tuzak ne kadar büyük olursa olsun, kuşatma çemberi ne kadar daralırsa daralsın kırmasını bilir ve sonuçta kırar. Yeter ki kişisel hesapları bir tarafa bırakanların sayısı artsın.

Bu arada Kıbrıs çıkarması konu olduğuna göre bir ek bilgi vermeyi de uygun görüyorum. Kıbrıs savaşı döneminde iki kahramanın adı iki tepeye verilmiştir. Bu iki kahramanı çok yakından tanırım. Biri zaten gururumuz, dostum Emekli Binbaşı Tamer Uman'dır. İkincisi de Tamer komutan sayesinde tanışıp uzun sohbetler etme fırsatı bulduğum Muzaffef TEKİN komutandır. Bütün Türkiye bu kahraman komutana, Muzaffer TEKİN'e kimlerin neler yaptığını çok iyi biliyor. Muzaffer komutan hayata gözlerini yumduğunda hanımı beni aradı ve şöyle söyledi: Halil bey, dağ gibi kocamı ip gibi yaptılar ve gitti.

Türk Milleti, bu dünyaya çember ve kuşatma kırmaya gelmiştir. Yi-ne ya-pa-cak-tır.