Ata;-Neyzen, senin için iyi içer derler doğru mu ?’’
Neyzen; -Eh, içerim paşam.’’
Ata; -Ne kadar içersin mesela, iki tane kiloluk içer misin?’’
Neyzen; -İçerim paşam.’’
Bunun üzerine Atatürk, görevliye seslenir ve iki büyük rakı getirtir.
Rakılar gelince Neyzen görevliye seslenip, bir kase, bir kaşık bir de ekmek ister. Görevliler şaşkınlık içinde Neyzen'e bakarken, Atatürk bakışlarıyla onaylar ve Neyzen'in istedikleri gelir. Atatürk Neyzen'in istedikleriyle ne yapacağını merak ederken, Neyzen bir büyük rakıyı açar, kaseye boşaltır, ekmeği ufak ufak doğrar ve başlar kaşıklamaya. Atatürk, gözleri fal taşı olmuş bir halde izlerken, Neyzen kasedeki rakı azaldıkça doldurmaya devam ederek, ekmeği bitirir ve
- Karnım doydu paşam, şimdi içmeye başlayabilirim.
der.’’
Bunun üzerine Atatürk gülerek,

- Pes, vallahi ben pes ediyorum Neyzen,
diyerek kendisinden ney üflemesini rica eder.
Uzatmayayım, Neyzen ve Atatürk, bol muhabbetli bir kaç saat geçirirler ve sonunda Atatürk Neyzen'e teşekkür ederek; "var mı benden bir istediğin?" diye sorar.
Neyzen de cevap olarak, sağlığınız paşam der, paşanın elini öpüp çıkar.
Daha sonra Atatürk'le ne konuştuğunu merak eden abisine olayı anlatan Neyzen'e şaşıran abisi;
-Ulan yatacak yerin yok, Atatürk ne istersin diye sorduğunda ; bir ev isteseydin ya!"diyen abisine Neyzen'in verdiği cevap, bugün yaşadığı yeri unutup, yatıp kalkıp Atatürk'e küfür eden şuursuzlar içindir biraz da;
- "O zaten hepimize bir ev verdi ya!

Şu cevaba bakar mısınız…!!!Güler misin? Ağlar mısın? Bir tarafta Atatürk’e gece gündüz küfredenler, büstlerine, heykellerine saldıran meczuplar, ‘’İstiklal savaşı olmamıştır, keşke Yunan bizi yönetseydi diyecek kadar alçaklaşan, vatan haini fesliler, memleketi soyup soğana çeviren kansızlar, diğer taraf ta, keskin zekası, rakıya olan düşkünlüğü ile ün yapmış, ünlü neyzen, Neyzen Tevfik…Abisine verdiği şu muhteşem cevaba, ‘’ O zaten hepimize bir ev verdi ya !’’şapka çıkarılmaz mı?

Bu ne derin bir anlayıştır.! Bu ne muhteşem bir vatan sevgisidir.! Kurtuluş savaşının derinliğini bu kadar güzel içselleştirmek, ne muhteşem bir ifade olmuş öyle.!

Birde günümüzün yağdanlıklarına, eyyamcılarına, çanak yalayıcılarına bak.! Çıkarları için, para hırsları için, makam mevki sahibi olmak için, vatanı bile satmaya hazırlar. Çünkü, bu tiplerin kendilerini düşünmekten başka bir amaçları yoktur. Bu tipler için, vatanın Milletin değeri yoktur. Önemi yoktur. Varsa, yoksa menfaatleridir. Bunların egoları, vatan sevgisinden üstündür. Vatana bağlılıktan öncedir. Her şart ve ortam da sadece ve sadece kendilerine hizmet ederler.. Bunların mayası bozuktur. Kanı bozuktur çünkü. Bir Neyzen Tevfik olamazlar, olmaları da mümkün değildir. Çünkü zihniyetleri bozuktur. Düşünceleri sapıkçadır. Atatürk ne kadar güzel ifade etmiş, Ey Türk Gençliği hitabesinde;

…Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

SON SÖZ: ‘’ VATANA İHANETİN NEDENİ OLMAZ, ER YA DA GEÇ BEDELİ OLUR.’’