Havalar soğudu.

Kar var, tipi var, boran var.

Allah, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayanların yardımcısı olsun.

Isınmak için odun lazım, kömür lazım, tezek lazım.

"Doğal gaz lazım" diyecektim, diyemedim. Allah'tan o yok.

Eğer olsaydı, eğer insanın kanını emen, sülüğe benzer melun, o topraklara sirayet etseydi, vatandaşı soluksuz bırakır, cebinde kalan delikli kuruşu "götüüüüür" ederdi.

Değerli dostlar, bu güzel ülkede bu gerçekler her dönemden fazla yaşanırken;

-Sorunun ve sorunların başmüsebbipleri, hiçbirşey olmamış gibi davranıp, pişmiş kelle misali, "hepsi takma olan 32 dişini" gösterip, sırıtabiliyor.

.........

Tam da bu noktada, adını hatırlamadığım Diyanet İşleri Başkanı'na; "Bana dua öğret" diyeceğim..

Diyemiyorum. Çünkü bu zat, Arapça bilmiyor ki, bana yetsin, yetişsin.

DUA, Fıransızca, İngilizce, Almanca, İspanyolca, Çince, Hintçe, İtalyanca, Rusça, Sırpça, Ermenice, Bulgarca, İbranice, İbrahimce,

Halilce, hallice, Latince, Haticece, Kezbanca, ya da latifece olsaydı...

Tüm bu dilleri SU gibi yutan (!) adını hatırlamadığım Diyanet İşleri Başkanı, DUA konusunda sular seller misali coşar, bülbül gibi öter, kanarya gibi şakırdı (!)

Ama heyhat!

DUA, maalesef Arapça yazılmış, Arapça okunuyor.

-Neylesin BAKİR,

-Kime ne desin FAKİR.

İşte sırf bu yüzden, tüm dilleri bilip, sadece, ama sadece Arapça bilmeyen, adını hatırlamadığım Diyanetin başındaki bu zat-a bir zırhlı araç yetmez. İkincisini, hatta üçüncüsünü verelim ki;

Adını hatırlamadığım bu zat; "Ye kürküm ye" duasını önce bize, sonra Avrupa'ya, son olarak ta tüm kainata SU MİSALİ içirsin.

Hakkını teslim edeyim;

"Bu muhterem, münevver zat, bunu yapar, çünkü bu konuda çooook mahir."

........

Değerli dostlar, adını bir türlü hatırlamadığım bu zatın adını hatırlarsanız, bana hatırlatın. Bunu yapmaz, bu hatırlatmada bulunmazsanız.. Bilesiniz ki;

"HATIRIM KALIR."