Bundan önceki bölümde Mersin Akkuyu’da yapılmakta olan Termik Santral’dan söz ederek “Burası kimin; Türkiye’nin mi Rusya’nın mı?” diye sormuştuk ve..
“Akkuyu sermayesiyle, yönetimiyle tamamen Rusların.
Ancak; Türkiye’nin ciddi bir sorumluluğu var.
O da önemli bir kaza durumunda, ortaya çıkabilecek maddi zararı karşılamak olacak.
Kaza durumunda; kazanın sorumluluğu ve zararı karşılamak meselesine birazdan geleceğiz.
Bu anlaşmada, şöyle önemli bir detay da var.
Santralın inşası tamamlandığında; bu teknoloji Türkiye’ye devir edilmeyecek ve Rasatom’un denetiminde kalacak.
Teknoloji devredilmeyeceği gibi, Rusya’nın denetiminde kalacak.
Peki, kaza olursa ne olacak?
İşte bu önemli bir soru.
Hem de çok önemli bir soru” demiştik.
Bir nükleer santralde meydana gelebilecek bir kaza, hem ekonomik, hem de çevre açısından oldukça büyük faturalar doğurur.
Bir örnek verelim size;
Fukuşiyama Nükleer Santralinin faturası Japonya’ya, Bir Trilyon Doları geçti.
Dikkat edin…Bir Trilyon Dolar.
İktidarın Ruslar’la yaptığı anlaşmanın 16’cı maddesi, bu soruya açıklık getiriyor.
Ciddi bir kaza durumunda 3. Taraflara karşı, Türkiye sorumlu olacak.
Üçüncü taraflar; yani bütün Akdeniz ülkeleri, olası bir santral felaketinde etkilenecekler.
O ülkelerin karşılaşacağı bütün zararları Türkiye karşılayacak.
Peki, herhangi bir kazada Rusya tarafının hiç mi sorumluluğu olmayacak?
Elbette olacak.
Ama ne kadarlık?
Tamı tamına 700 bin Avro.
Santral tamamen Rus’ların.
Yönetim Kurulunu Rusya belirliyor ve içinde tek bir T.C.vatandaşı yok.
Yüklenecek firmaların ve hissedarların tamamı Rus.
Kaza olduğunda sorumluluk Türkiye’nin.
Harika bir anlaşma.
Bu taksimatı kurt yapmaz; kuzulara şah olsun diye.
Bu açıdan Akkuyu Nükleer Santrali, Dünya’da eşi benzeri olmayan tek santral.
Bir de şunu söyleyelim;
Bir ülke topraklarında; başka bir ülkeye ait tek santral var.
Oda bizim ülkemizde.
Yerli ve Milli dedikleri Nükleer Akkuyu Santralı’nın gerçek hikayesi bu.