-YEREL mi, ULUSAL mı?"

-Hangisi daha önemli?

-Hangisi daha etkili?

-Hangisi daha verimli?

-Hangisi daha yetkili?

Kesinlikle; "YEREL BASIN."

Ülkenin her şehrinde, her ilçesinde, her türlü zorluğa, her türlü baskıya, her türlü tehdide, her türlü entrikaya, her türlü alengirli işlere rağmen yayım hayatını sürdürmeye çalışan adına "YEREL" denen gazetelere bakıldığında;

-Tıpkı AYNA misali, 'O' ilde ve 'O' ilin ilçelerinde yaşayanlar; -Kendini görür,

-Kendini bulur,

-Kendi nefesini hisseder,

-Kendi sesini dinler.

Ulusal Basın'da bunların hiçbirini bulmanız ve yapmanız mümkün değil.

Olmamıştır, olamayacaktır.

Sırtlarını, "sırtları kalın agalar"a dayayan, hükümetten gelen "çok hatırlı resmi ilanlarla" GÜÇ bulan, kendilerine bu büyük imkanı sunanlara dokunamayan, dokunamayan "Ulusal Basın" bu görünümüyle asla ve katta "Yerel Basın" kadar güçlü ve etkili olamaz.

Şu gerçek'te var;

Yerel Basın, gerekirse bir-iki sayfasını "kayda değecek" haber için ayırabilir.

Ulusal Basın bunu yapamaz.

Yaptırmazlar, sistem (!) buna müsade etmez.

Mesela, burunlarından KIL aldırmayan; "Bu işi en iyi biz biliriz, biz yaparız.. En iyi kadrolar bizde, en çok satan gazete biziz" diye böbürlenen Ulusal Basın cenahı, şehrin birinde, 'O' şehrin belediye başkanı'na bir suikast (!) olacak, ya da 'O' şehirde bir psikopat 37 kişiyi öldürecek te; 'O' şehre "üç sütun" yer ayıracak.

"Teyzemin sakalı olsa, dayım olurdu" demişler ya hani?

Adamlardaki KAFA bu yani.

Ben ikisinde de çalıştım.

O yüzden AK'ı da, KARA'yı da çok iyi bilirim.

Durum aynen böyleyken, özellikle büyükşehir, sonra ilçe belediyeleri, daha sonra da, şehirlerinden kazanan STK'lar; "Önce ulusal, sonra yerel" düşüncesinden vaz geçmiyor.

"En baba ilanlar, en baba paralar" ulusallara..

Kalırsa şayet; "eftik paralar" yerel gazetelere.

-Bu olmaz,

-Bunun adına HAK denmez,

-Bu anlayış kabul görmez,

-Bunu yapanlara da "adam" denmez, de-ne-mez.

-Ben asla demem.

-Katta diyemem.

-Demeyeceğim arkadaş.

"Ya herro, ya merro" arkadaş.

"Anlayana sivri sinek SAZ, anlamayana davul zurna AZ" diyenler, bunu yürekten seslendirenler;

Aslanlar gibiler.. Bizimle birlikte kükrüyorlar ve bizim saflarımızda "SAF TUTUYORLAR" be arkadaş.

Bunu bilmiyorsanız

"BİLİN ARTIK" be arkadaş.

"Ne sürdün elime, ne süreyim yüzüne" sözünü unutma ve kulağına KÜPE yap be arkadaş.!