2 Ocak 2003, Saat 13.30
TRT 1 Radyo’da “Gazeteci Gözüyle” adlı köşemde “Yeni Yıla Girerken” başlıklı bir yorumda bulunmuşum.
Sanki bu günler için konuşulmuş.
Hadi gelin birlikte okuyalım.
***
Yılbaşı gecesi, iki arkadaştan biri içkiyi fazla kaçırınca diğeri uyarmış;
“Fazla alma, alışkanlık yapar”
Aldığı cevap şu;
“İçki alışkanlık mı yapıyor?..Hadi canım sende…Ben 30 yıldır içiyorum,hala alışkanlık yapmadı”
Kim ne derse desin; bana göre, noel, yılbaşı gibi böyle (Müslüman’lar hariç)uluslar arası günlerin güzel bir tarafı var.
Öyle ya, başka hangi neden; süregelen, açlık, şiddet, yolsuzluk ve doğal felaketleri unutturabilir.
31 Aralık günü; Dünya İnsanlarının, bir günlüğüne de olsa, bu umutsuzlukları unutmaları beni mutlu ediyor.
Yanlış anlaşılmasın.
Beni sevindiren şey, insanların olumsuzlukları, bir gün için de olsa yok saymaları değil; sebebine olursa olsun,bir gün içinde olsa, hep birlikte sevinebilmiş olmalarıdır.
Bu bana sanki; global mutluğa doğru atılan ilk adım gibi geliyor.
Bütün geçmiş yıllar gibi 2002’de hem ülkemizde ve hem de, Dünya’da unutulmayacak izler bırakıp gitti.
Ben, bizimle ilgili olanları irdeleyeceğim.
Türk Milli Takımının, Japonya ve Kuzey Kore’de ortaklaşa düzenlenen Futbol Şampiyonasında Dünya üçüncüsü olması hepimizi mutlu etti.
Hiç bir nedenle fasıla bile vermeyen Trafik Kazaları, yine hepimizin yüreğinde, derin yaralar bırakarak devam etti.
Türkiye, yıllardır yaşadığı ekonomik krize rağmen, , faizleri yüzde 70’lerden 50 seviyelerine çekmeyi başardı.
Yine aynı Türkiye; kendisini yıllardır açlığa, haksızlığa ve adaletsizliğe mahkum eden siyasilere “yeter” dedi.
Türk politika sahnesinin önemli isimleri, seçmen tarafından zoraki olarak isirahate çekildi.
Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz, 3 Kasım seçimlerinde yüzde 10 barajına takılarak, politik yaşamlarına nokta koydular.
Onlar kadar eski olmasa da Devlet Bahçeli de onurlu bir politikacı örneği göstererek, politikayı bırakma kararı aldı.
Ve aynı seçmen 3 Kasım’da, tek başına iktidara getirdiği Ak Parti’ye “Haydi bakalım, sıra sende, bir de seni deneyelim” dedi.
Ve parlamento dışına bıraktığı partileri örnek göstererek; halkın gerçek meselelerine eğilmezse, aynı şeyin kendi başlarına da gelebileceği mesajını verdi.
Yaşanan ekonomik krizlere rağmen; Türkiye’de lüks oto satışları arttı.
Geçtiğimiz yılda otomotiv piyasası son 16 yılın en düşük seviyesine gerilemesine rağmen,lüks otomobil satışlarında patlama oldu.
(Devam edecek)