"Vatanınızda herhangi bir kimseyi, istediğinizi sevebilirsiniz; kardeşiniz gibi, babanız gibi sevebilirsiniz. Fakat bu sevgi sizi ulusal varlığınızı herhangi bir kimseye, herhangi bir sevdiğinize vermek yoluna götürmemelidir. Aksine hareket kadar büyük bir hata olamaz. Ben büyük milletimin artık böyle bir hatayı yapmayacağına inanmış olmakla övünç ve rahatlık duyuyorum."

Kim söylüyor bu sözleri? Bakın kim söylüyor:

Hakkında en hafif biçimiyle şu sözler söylenen kişi söylüyor.

"...Bize her hususta güneş olan büyük Türk'ün zekâ ışıkları karşısında saygıyla eğilirim."

"Bu dil, yeni Türk'ün en asil, en ulu varlığı olan Gazinin dili, dillerin en sağlamı, en dirisi, en eskisidir."

Bu bir kaç cümle bile bir insanı yerinden oynatmaya yeterken bu cümlelerin çok daha ilerilerini duyan kişi yazının girişindeki sözü söylüyor. Demek neymiş? Lider olmak, insan olmakla iç içeymiş. O sözde esas vurgulamak istediğim konu var. Nedir o? Bütün topluma tarihsel uyarı var. Bir kişiyi sevmek, bir kişiye bağlanmak milli değerleri unutmak ya da milli değerleri bile o kişiye bağlamak büyük hatadır uyarısı var.

Peki, kim uyarıyor Türk Milleti'ni?

"Bana olağanüstü sıfatlar takmayın, benim tek olağanüstü sıfatım var; Türk olarak yaratılmamdır" diyen Büyük Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK söylüyor. Müthiş değil mi? Kerameti kendinden menkul insanlar kendilerinde olmayan ve hak etmedikleri sıfatlar için gövdelerini atarken ve birileri de bu hak etmedikleri sıfatları onlara yamamaya çalışırken, övgülerin en büyüklerini hak eden Mustafa Kemal ATATÜRK'ümüze bakın.

Bugün içinde yaşadığımız bu ağır sıkıntılardan dolayı kime ne diyelim? Hak etmeden isteyene mi, hak etmeden isteyene verene mi? Aslında bu şartlarda kimseye bir şey demeyelim ve şu safta hep beraber buluşalım ve de lütfen;

"Söz konusu vatan ise, gerisi teferruattır." Eğer böyle düşünülüp böyle yapılmaz ise yakın gelecekte bugünkünden de ağır sıkıntılar bizi beklemektedir.

Büyük lider şu sözlerle de en önemli ve vurgulu uyarısını 100 yıl öncesinden yapmıştır.

"...Efendiler...Bir millet, bir memleket için necat, selamet ve muzaffetiyet istiyorsak bunu yalnız bir şahıstan hiçbir vakit talep etmemeliyiz...Bir milletin muvaffakiyeti ise mutlaka bütün milli kuvvetlerin bir istikamete teşekkül etmesiyle mümkündür. Binaenaleyh bilelim ki eriştiğimiz başarılar milletin kuvvetlerini ve faaliyetlerini birleştirmesinden ileri gelmiştir."

Daha ne söylenir ve ne anlatılır ki...

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana Fatih'in topu az.