Dünyada mekan, ahirette iman, ülkemizde böyle bir söze inanılması bundan sonra yazacaklarımın nedenini oluşturmaktadır. İnsanlarımızın düzenli bir gelire kavuşması ile birlikte ilk yaptığı şeylerden birisi konut sahibi olmaya çalışmaktır. Bunun için 10 yıla yakın vadeli kredi çekmekte, gelirinin yaklaşık yarısına yakınını taksitlere ayırmaktadır. Zaruri tüketim dışındaki giyim,eğitim, tatil, eğlence gibi sosyal aktiviteler bile belirsiz bir geleceğe ertelenmektedir. Bireyler adeta evin borcunu ödemek için yaşar duruma düşmektedir. Bütün bu fedakarlıklara karşın konu sahipliği oranımız ancak % 60,04’e yükselmiş, dünya sıralamasındaki yerimiz 47. olmuştur.

Bundan önceki siyasi iktidarlar gibi mevcut yönetimimiz de konut yapımı ve satın alınması için her türlü kolaylığı göstermektedir. Tarım için hayati öneme sahip araziler , hayat damarlarımız olan ormanlar, hayvanlarımızın yaşam kaynağı mera ve otlaklarımız bile konut yapımı için imara açılabilmektedir. Bir saniye için gözlerimizi kapatarak düşünelim. Yaşadığımız şehrin 30 yıl önceki halini hatırlamaya çalışalım. Bu gün ile karşılaştırırsak nasıl bir manzara karşımıza çıkmaktadır? Eminim hepinizin eski yeşil alanları, ormanları, tarım alanlarını özlemle yad ettiğini görür gibiyim. Üstelik bu alanlar bir daha asla geri kazanılamayacak şekilde heba edilmektedir. Kısaca ülkemizin en önemli kaynakları olan ormanlar, tarım toprakları, mera ve yeşil alanlar konut yapımı uğruna harcanmaktadır.

Hayatımızın her alanı çelişkilerle doludur. Ne var ki en büyük çelişki burada yaşanmaktadır. Bir yandan ormanlarımızı, tarım alanlarını, mera ve yeşil alanları konut yapımı uğruna heba ederken, diğer yandan sürekli artan sıcaklıklardan yağmayan yağmurdan, kardan şikayet ediyoruz. Tarım ürünlerindeki fiyat artışları dehşet saçmaktadır. Hayvansal ürünlerin ise yanına yaklaşmak artık cesaret işi haline gelmiştir. Tüm dünyada ormanlar, tarım arazileri, mera ve yeşil alanlar kutsal mekanlar haline gelmiştir. Bırakın buraların azalmasına sebep olacak uygulamaları, tam tersi değinilen alanların artırılması devletlerin birinci görevi olmuştur. Toplumsal duyarlılık en üst seviyeye çıkmıştır. Sivil toplum örgütleri bu konuda asla taviz vermemektedir. Bunun sonucu olarak ormanlar, tarım arazileri, mera ve yeşil alanlar göz kamaştıracak şekilde varlıklarını muhafaza etmektedir. Bizlerin de artık bu konuda duyarlı olma zamanı gelmiştir. Ülkemizin en önemli kaynakları olan ormanların, tarım arazilerinin, mera ve yeşilliklerin korunması ve geliştirilmesi bilincinin oluşması dileğiyle....