Türkiye’de hiç kimse kendisini tanımaz iken elinden tutup İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına taşıyan Kılıçdaroğlu’na en çok vefa borcu olan İmamoğlu niye sürekli kendisini Kılıçdaroğlu’na alternatif Cumhurbaşkanı adayı göstermek isteyenlere şunu diyememiştir.
(Dünkü yazının devamı)
…Ama kusura bakmayın, bu yanlışları ona yaptıran ya da engel olmayanlar kimlerdi?
Üstelik değişimden genel başkan değişikliğini anlayan sığ anlayışı savunanların da CHP tabanında hiçbir karşılığı ve itibarı kalmamıştır.
Türkiye’de hiç kimse kendisini tanımaz iken elinden tutup İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına taşıyan Kılıçdaroğlu’na en çok vefa borcu olan İmamoğlu niye sürekli kendisini Kılıçdaroğlu’na alternatif Cumhurbaşkanı adayı göstermek isteyenlere şunu diyememiştir.
“Bizim partimizde kimin Cumhurbaşkanı adayı olacağına yine bizim partimizin yetkili kurulları karar verir. Hiç kimse benim adımı öne çıkararak Sayın Genel Başkanımızı itibarsızlaştırmaya kalkmasın. Onun olduğu yerde benim adaylığım söz konusu olamaz. Kaldı ki mevcut koşullarda benim İstanbul Büyükşehir Başkanlığını bırakmam hem yasal sorunlar hem de siyasetin doğası gereği doğru değildir.”
Eğer bu yürekli çıkışı yapmış olsaydı hem “kazanacak aday” tartışmalarını bitirecek hem de ilk kurultayda CHP Genel Başkanlığının, ardından da Cumhurbaşkanlığı adaylığının önünü açmış olacaktı.
Kampanya sürecinde yaptığı olağanüstü çalışmalar da çok daha etkili ve anlamlı olurdu.
Eylülü saymazsak geriye kaldı altı ay.
Zaman su gibi akıp gidiyor, aylar çabuk geçiyor.
Haklarını teslim etmek gerekir. İktidarın her türlü engellemelerine karşın CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları beklenenden daha iyi bir performans gösterdiler.
Yerel seçimler yaklaşırken kendi başkanlarının yaptığı bu başarılı hizmetleri anlatmak, tanıtmak yerine kendi içlerinde iktidar kavgasına tutuşan CHP, siyasetin bu denli kirlenmesinde baş suçludur.
Halka rağmen halkı yönetmeye kalkan, bir avuç azınlığın mutluluğu için çabalayan bu iktidarı düşürme konusunda en büyük görev CHP’ye düşüyor.
Siyaseti bu kirli mecrasından çıkarıp demokratik yarışın hakim kılındığı, tabanın söz ve karar sahibi olduğu, her kademede adayların sandıkta belirleneceği bir siyasi parti beklentisine kulak verilmelidir.
Aksi halde bırakın yeni belediyeler kazanmayı, var olan belediyeleri de kaybederek yeni bir seçim yenilgisi kaçınılmaz olacaktır.
Hiçbirinizin kendi kişisel çıkar ve egolarınız uğruna bu ülkenin o her şeyin en iyisine, en güzeline layık halkına böyle bir yenilgiyi yaşatmaya hakkınız yoktur.
Bu ülkenin yorgun, yoksun, kırgın ve umudu kırık insanlarına karşı sorumluluklarınız var.
Tez elden bu gereksiz, anlamsız tartışmaları bir kenara bırakıp, yerel seçimlere odaklanmak ve halkın umudu olmak zorundasınız.