Adana'da geçen hafta gerçekten görkemli bir şölen yapıldı.

Adana'da yapılan bu muhteşem şölene geçmeden önce bir kaç konudan daha söz etmek istiyorum.

Her şeyden önce şu Anayasa konusu çok ciddi sonuçları olacak bir konu gibi görünüyor. Bir kere 42 yıldan beri yapılan değişiklikler neden yetmedi acaba? Hâlâ darbe Anayasası demenin anlamı nedir acaba? Peki madem böyle söylüyorsunuz, neden değişiklik yaparken diğer maddeleri de değiştirmediniz? Sürekli Anayasa ile kalkıp Anayasa ile yatırmanızın bilmediğimiz, görmediğimiz başka nedenleri mi var? Sürekli söylüyor, yazıyor ve anlatıyoruz ki; Anayasa'nın ilk 4 maddesi, 2. Maddede atıf yapılan Başlangıç İlkeleri ve Vatandaşlık belirleyen 66. Maddesi asla ve asla değiştirilemez, değiştirilmemelidir. Aksini yapmak ülkenin altına dinamit koymak demektir. Anayasa konusunu sürekli yazdık ve yazmaya da devam ederiz, edeceğiz.

Hamas Örgütünün Kuvayı Milliye ile aynı olduğu gibi acayip bir benzetme var. Bu benzetmenin neresinden tutsan elinde kalır. Dünya tarihine damgasını vurmuş bir Türk Kuvayı Milliyesi'nin Hamas örgütüne benzetilmesinin herhalde yine görmediğimiz, bilmediğimiz bir nedeni olsa gerektir. Çıplak gözle bile olsa görülecek bu farkı görmemek için nasıl bakmak gerektiğini gerçekten bilmiyorum.

Böyle bir kaç konudan söz ettikten sonra gelelim yazımızın ana konusuna...

Yazıya giriş cümlesi ne idi?

Adana'da geçen hafta gerçekten görkemli bir şölen yapıldı.     

Bu yıl Kültür Bakanlığı'nın üstlendiği bu şölen 9-10 gün boyunca Adanamızı uçurdu desem pek de yanlış olmaz. Biz Adanalılar trafik ve kalabalık sıkıntısı çektik doğru ama bu 9-10 günün Adana'ya hem ticari, hem de sosyal olarak katkısı o kadar fazla oldu ki o çektiğimiz sıkıntılara çok fazlasıyla değdi.

İşin güzel tarafı sadece Adanamız değil diğer çevre il ve ilçelerin de bu ekonomik ve sosyal katkılardan gereği kadar yararlandığını açık olarak görüyoruz.

Bir konuyu daha vurgulamak gerekir. Portakal, dolayısıyla Narenciye üretiminin ülkemizde merkezinin Adana olduğunu büyük oranda sağlamış oldu bu şölen.

Önemli bir konuyu daha ısrarla vurgulamak gerektir. Belki de milyonların katıldığı ve günlerce süren, şehrimizin elliden fazla noktasında yapılan etkinliklerde kayda değer, ciddiye alınacak bir olayın olmaması belki de dünyaya örnek olacak bir gerçekliktir. Bu konuda hem Adanalımız ve hem de Adanamıza gelen konuklarımıza özellikle teşekkür etmeden geçemeyiz. Demek ki biz Adanalılar ne kadar konukseveriz ve demek ki Adanaya gelen konuklar da bu konukseverliğe ne kadar güzel uyuyorlar.

Bu şöleni düşünen, başlatan ve bugüne kadar yaşaması için emek veren, gayret sarf eden herkese bir Adanalı olarak teşekkürlerimi sunarım.

Bu kadar güzelliğe yakışacak olan da Karnaval, Festival yerine Şölen kullanmak olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran iradenin yaptıkları ve söylediklerine baktığımızda bu işlerin içerisinde en önemlilerinden birisi de Türkçeye sahip çıkmaktır. Türk insanının tarih boyunca bir çok baskılara karşı direnç noktalarından birisi Türkçeye sahi çıkmasıdır. Bunu çok iyi bilen Mustafa Kemal ATATÜRK, Türkçe konusuna olağanüstü değer vermiştir. Bu nedenle Festival ve özellikle Karnaval kelimesi yerine başka bir kelime kullanmak daha uygun olacaktır.

Bu önerimizin dikkate alınacağını göreceğimiz nice Portakal Çiçeği Şölenlerine...