80’lı-90’lı yılları görmüş geçirmiş olanlar, o eski günleri mumla arar oldu.

Yaşı kemale ermiş, eleğini eleyip duvara asmış, ‘emekliliğin tadını çıkaran!’ büyüklerimiz, nasıl aramasın o güzelim günleri?

Çünkü o dönemlerde insanlar bakkal manav, market pazar alış verişlerini rahatça yapabiliyordu.

Türk Lirası kıymetliydi, paramızın bir heybeti vardı. İnsanlar refah içinde yaşıyor, alım gücü bir hayli yüksekti.

3 çocuk, 5 çocuk, 7 çocuk hiç fark etmez; Herkes kazandığı paralarla, aldığı maaşlarla rahatça geçinebiliyordu.

Nasıl mı?

Şöyle ki;

***

“Bey; evde hiç erzakımız kalmadı, dolap da tam takır. Öğlen dükkâna geleyim de toptancıya, manava falan gidelim.”

‘Gel hanım, gel!’

Eski dost toptancıyla çay içilirken, alacak listesi çırağa verilir.  

Akşama doğru kapıya bir pikap dayanır,

‘Ev sahibi, ev sahibi…’

“Buyur oğlum.”

Gelen toptancının çırağıdır,

‘Beni Ahmet amca gönderdi, müsaadenle arabadakileri indireyim yenge.’

Kapı ardına kadar açılır ve pikaptan çıkanlar;

2 adet 18 litrelik yağ, 1 çuval şeker, 1 çuval un, 1 çuval bulgur, 1 çuval pirinç, 1 çuval kuru fasulye, 5 kilo çay, 1 teneke peynir, 1 teneke zeytin, 10 kiloluk deterjan…

Bitti mi, bitmedi…

Ballar reçeller, helvalar, tahin pekmezler…

***

Sırada manav alışverişi var.

Manavın çırağı da kapıya dayanır ve bagajdan çıkanlar;

1 çuval patates, 1 çuval soğan, 1 kasa domates, patlıcan, fasulye, biber, karpuz, kavun, kayısı, şeftali, üzüm, muz, elma, incir…

Akşam olur evin reisi gelir ve hanımın hışmına uğrar;

“Ya herif, yine doldurmuşsun. Kaç kere dedim bu kadar alma diye. Sonra çürüyor!”

Herif; ‘Yaa hanım sen de çürütme. İşine bak…’

Bu söylediklerim şaka değil gerçek..

Hakikaten küçüklüğümüzde hemen her aile, alış verişlerini bu şekilde yapardı.

Alınan erzaklar 6 ay, bilemediniz 1 yıl kilerde muhafaza edilirdi.  

O dönemlerin çocukları annelerinin serzenişlerine, babalarının sinirlenip karşılık vermelerine defalarca şahitlik etmiştir.

Sebep; çok fazla alış veriş yapılıyormuş!

Allah başka dert vermesin.      

***

Ya şimdi…

İHA’ların SİHA’ların havada uçuştuğu, telefonların çookk akıllı olduğu, zekânın yapay kullanıldığı, robotların hizmet ettiği günümüzde ise, bakınız alış verişler nasıl yapılıyor?

Bardakta sıvı yağ, yarımşar kilo pirinç, bulgur, kuru fasulye, şeker, 1’er paket makarna, mercimek, şehriye, yarım kilo çay, 250 gram peynir, 200 gram zeytin.

Ballar reçeller, helvalar, tahin pekmezler…

Onlara para yok!

Hadi bir de pazar alış verişlerine bakalım…

1’er kilo domates, patates, soğan, yarımşar kilo patlıcan, taze fasulye, kabak, 250 gram biber…

Peki, Meyve?

Meyve alabilenler, tane ya da gramla alabiliyor!

***

Nasıl da çağ atlamış, teknolojiye ayak uydurmuşuz!

O günlerden bugünlere ne de güzel geçiş yapmışız!

İnsan ister istemez;

Nerdeenn nereye!

Diye düşünmüyor mu?