Ruslar, tankerimizi vuruyor.
Ülkemizde Libya uçağı düşüyor ve Libya Genelkurmay Başkanı ölüyor.
Ülkemizde garip garip İHA'lar, dronlar dolaşıyor, hem de vatanımızın ortalarında.
Tom Barrak denen abd bölge valisi(!), ulus devletler gereksiz diyor.
Suriye'de Hakan Fidan'ın basın toplantısı yaparken sözü kesiliyor.
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi birlikte önemli kararlar alıyorlar.
Yunanistan, (işgal ettiği de dahil olsa gerek) adalara füze yerleştireceğini ilan ediyor.
Pkk ve destekçileri Lozan'da alamadıklarını bugün alacakları noktaya geldiklerini açıkça söyleyebilir duruma geliyorlar.
Asgari ücret 28 bin, evet gerçekten sadece yirmi sekiz bin TL oluyor.
Ekonomi, sağlık, eğitim içinden çıkılmaz sorunlarla dolup taşıyor.
Daha ne dertler, daha ne sorunlar önümüzde duruyor.
Yani, dağ gibi sorunlarımız var.
Yok mu? Ben az bile söylemedim mi? Ben bu ağır ve altından kalkılması zor sorunları kendim mi çıkarıyorum?
Ülkemizde kime sorsanız size benim saydıklarımı aşan sorunlar saymaz?
Bütün anlattıklarım ve diğer ek sorunlar orta yerde çözüm bekliyor, ilgilenecek yönetici bekliyor ama hayır. Neden?
Çünkü çok daha büyük sorunumuz var. Ayaktopu(futbol) karşılaşmalarının cılkını çıkaran bahis pisliğinden daha büyük sorunumuz var.
Artık daha fazla uzatmayım da bu en büyük sorunumuzu söyleyeyim: "BİLMEM KİMLER UYUŞTURUCU KULLANIYORMUŞ". "
-Aaaaa! Gerçek mi ya! İnanılır gibi değil! Akıl alır gibi değil! Zannetmiyorum canım, bu kadar da olmaz.
-Nasıl inanmazsın? Bütün televizyonlara, gazetelere bak, tartışmaları takip et birinci konu olarak neyi göreceksin? Ben bunları takip etmediğim halde bak neler söylüyorum.
Evet, maalesef bu anlattığım biçimde bir ülke konumuna sokulduk. Dağ gibi sorunlarımız birikmiş, ülke varlık-yokluk noktasına gelmiş, ama sanki bilinmiyor gibi birilerinin uyuşturucu işleri ve ilişkileri ana gündemimiz oluyor. Peki bu işlerle ilgilenilmesin diye sorulursa ne diyeceğiz? Elbette ilgilenilir ve ilgilenilsin. Ama bunlar adli, adi ve sıradan konular. Bu nedenle zaten işlemleri yapılır. Bu konuları dağ gibi sorunlarımızın önüne koyarak Türk Milleti'ni oyalamak doğru değil. Devir artık, sadece televizyon, gazete ve radyolarla toplumu yönlendirme döneminin geçtiği devirdir. Bu nedenle gazete, televizyon ve radyo olmadan da toplum bilgileniyor. Ayrıca gerçekleri örtmenin kimseye bir yararı da yok. Çünkü gerçekler güneş gibidir, bir gün mutlaka ortaya çıkar.
Bu arada Yunanistan'da adi bir sapık katilin suikasti ile katledilen Yunanistan Türkleri'nin unutulmaz Lideri Sadık AHMET'İ 30. Ölüm yıldönümünde minnet, şükran ve saygı duygularımla anıyorum. 1995 yılında kendisiyle 3 günlük beraberlikte yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Bir soruma şu karşılığı vermişti: "Korku nedir bilmiyorum. Türklük mücadelesi böyle verilir." Başka bir soruma da şu karşılığı vermişti: " Ben ve Ahmet DOĞAN(O dönemde Bulgaristan Türkleri'nin Lideri) Türklük konusunda Rauf DENKTAŞ'tan akıl alırız."