Bu yazı, ders alınacak bir yazı.
***
“Geçen yazımızda ne demiştik;
Osmanlı Devleti’ni 1299’da Oğuz Türkleri’nin “Kayı Boyu” kurmuştur.
Osmanlı 1299’da kurulmuş, 1579’a kadar 3 asır boyu yükselmiş.
1579’dan 1699’a kadar tam bir asır boyunca duraklamış.
1699’dan,1919’a kadar gerilemiş ve yıkılmıştır”
Ordudan, saraydan ve müesses nizamdan yavaş yavaş tasfiye edilen, kafası kesilen, sürgün edilen Türkler’in bir kısmı bu mollalara kızar ve canını kurtarmak için de ‘Kürtleşmeyi’ ana stratejik hedef olarak seçerler.
Bu aşiretler ve boyların en büyükleri Avşarlar’dır, Halaçlardır, Mukri, Bayat, Beğdili, Evya ve Yıva’dır.
Buna tarihimizde “Ekrad Türkmanlar” denir.
Yine Kelkit’ten Hakkari’ye kadar olan bölgede yaşayan Akkoyunlular’ın büyük bir kısmı İran’a gider.
Bugün; Dünya’nın en büyük Türk nüfusunun yaşadığı başkent Tahran’dır.
Böylece Yüzyıllarca başımızı ağrıtacak “Kürt Sorunu ve bu politikalar sonucu gelişir ve büyür.
Osm
Ne halifelikten vaz geçebilir.
Ne de İmparatorluğun kan kaybetmesini durdurabilir.
Çünkü; İmparatorluğu kuran asli unsur olan Türkmenler dışlanmıştır.
Mezhepçiliğe kurban edilmiştir.
Mollalar, başta matbaa olmak üzere bir sürü saçma sapan ‘fetva’ verirler.
Ve sonuçta Osmanlı’ya ‘Rönesans’ı ıskalatırlar.
Rönesans’ı İngiltere kapar.
Matbaa ise Osmanlı’ya ilk kez 1480’de Yahudiler ile gelir.
Sonra 1527’de Ermeniler matbaaya kavuşur.
1563’te ise Rumların matbaası vardır.
Bu meşhur mollalarımız her seferinde yeni bir fetva ile bizimkilerin matbaaya kavuşmasını engellerler.
Ta ki, Batı Rönesans’ı ve aydınlanmayı yakaladıktan, yani 240 yıl sonra 1727’de İbrahim Müteferrika’nın çabaları ile matbaaya kavuşana kadar.
Ama bilgiye ulaşmak için artık çok geçtir.
Şimdi açıkça şu soru sorulmalıdır;
1299’dan 683 Viyana Bozgunu’na kadar yaptığı tüm savaşları kazanan bir Türk İmparatorluğu “Osmanlı” varken, neden son 250 yılda girdiği tüm savaşları kaybedip, üstüne bir de ‘Kurtuluş Savaşı’ yapmak zorunda kalmıştır.
Osmanlı bu dönem; yani yaklaşık son 250 sene(1683 Viyana bozgunundan) nihayet 1922’de Ankara Haymana Ovası’nda yapılan ‘Sakarya Savaşı’nı kazanana kadar yaptığı tüm muharebeleri neden kaybetmiştir.
Acaba ‘Halifelik’ ve akabinde yürütülen ”Türk düşmanı, Arap tipi- Mezhepçi politikalara dönülmeseydi, koca bir imparatorluk batar mıydı?
Yine ve yine; Yunus Emre’lerin, Hacı Bektaşi’lerin, Seyit Gazi’lerin, Ahmet Yesevi’lerin İslam’ı, İslam değil miydi?
Osmanlı’yı kuran, Şeyh Edebali’lerin İslam’ı, İslam değil miydi?
Ebu Suud’lara teslim edip, batırıp koca imparatorluğu.
Bu gün de aynı sürecin devam etmesi; tarihten hiç ders almadığımızı göstermektedir.
Pir-i Türkistanlı Ahmet der ki;
“Din bir seçimdir ama, Türklük kaderdir”
İşte bu yüzden biz; Arap sevici, mezhepçi değil Cumhuriyetçiyiz.
Türk’üz,Atatürkçü’yüz.