Öteden beri düşünüp dururum "Filistin bizim (Türkiye'nin) bu desteğini hak ediyor mu diye.

Bir ara sohbetimizde değerli dostum İrfan Foto'ya bundan söz ettiğimde "Dur sana bu konuda yazdığım bir yazıyı göndereyim" dedi.

Aşağıdaki "Filistin ve Biz" başlıklı yazı onun.

Keyifle ve ona hak vererek okuyacağınız umuduyla aşağıda takdirlerinize sunuyorum.

***

"Men Dakka Dukka" nedir bilir misiniz?

"Herkes ettiğini bulur" anlamında bir sözdür.

Filistinliler için üzülüyoruz, İsrail'e de kızıyoruz..

Ancak " ettiklerini mi buluyorlar?" diye düşünmek lazım.

Mustafa Kemal ömrü boyunca bir tek "Filistin Savaşı'nda yenildi" demesek de "geri çekilmek zorunda kaldı" diyebiliriz.

İngilizler, Filistin'li Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtmış; Osmanlı'nın vatandaşı olan Filistinliler İngilizlerle bir olup, Osmanlı'dan kurtulma hayaline kapılmışlar ve ordularımıza büyük kayıplar verdirmişlerdir.

Yıldırım Orduları, 4'cü, 7'ci ve 8'ci Ordular'dan ibaret olup; 7'ci ordunun başında Mustafa Kemal vardır.

Filistinli'lerin İngilizler'le bir olduğunu gören Mustafa Kemal, müttefikimiz olan Alman Generale "Geri çekilmenin uygun olacağını" söylemiş, ancak onu ikna edememiştir.

Atatürk "Yerli halkın desteklemediği ordu savaş kazanamaz" diyerek 7'ci Ordu'yu Halep'e çeker.

Buna mukabil 4'cü ve 8'ci Ordu geri çekilmeyip savaşmış ve 14 bin şehit vermiştir.

Ayrıca Arapları parmağında oynatan İngiliz casusu Lawrens "Hiçbir Türk'ü esir almayacaksınız" diye emir verince, yaralı askerler ve onları taşıyanları hançerleyerek katletmişlerdir.

Hatta Suriye tarafına kaçabilen 2 bin yaralı askeri hastanede yatarken hançerleyerek öldürmüşlerdir.

Mustafa Kemal'in geri çekilmesini; bu günkü dindar geçinen dinsizler " orduyu geri çekmekle" kalleşlik ettiğini "Çekilmeseydi bu kadar zayiat vermezdik" diyerek suçlamışlardır.

Halbuki Mustafa Kemal; diğer orduları uyarmış ve ordusunu Halep'e çekerek birçok şehit vermekten kurtarmıştır.

İsrail Devleti'nin kurulmasına gelince;

Roma İmparatorluğunun zulmünden kaçan Yahudiler Dünya'nın 4 bir tarafına dağılmış; bu sayede Dünya'daki İthalat ve İhracatı ele geçirmişlerdir.

Bu arada o kadar zenginleşmişler ki; Abdülhamit'ten "vatan kuracak toprak" isteyip, Osmanlı'nın tüm borçlarını ödemeyi taahhüt etmişler.

Ancak Abdülhamit bunu kabul etmemiştir.

Hatta Yahudilere arsa satışını yasaklayan bir genelge yayınlamıştır.

Filistinliler bu yasağa rağmen, hüllecilikle, hileyle, hurdayla karış karış arsalarını satmışlardır.

Şimdi bu sattıkları arsaları geri almak isterken; aksine İsrail yayıldıkça yayılmaya devam ediyor.

Filistinlilerin "Men dakka dukka"yı hak ettiklerini tüm politikacıların bilmelerine rağmen Filistinlilerden yana davranmaları tamamen politiktir.