Kerkük, Türkiye için vazgeçilemez, kendi haline bırakılamaz bir şehirdir. Kerkük ve Musul, Şubat 1920'de son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda dünyaya ilan edilen Misak-ı Milli sınırları içerisindedir. Ancak, Lozan Anlaşması'nda büyük mücadelelere rağmen sonradan halletmek üzere bu bölge bırakılmıştır. O dönemki Cemiyet-i Akvam, Türk Milleti'ne ihanet ederek İngilizlerin isteğine uymuş ve iki Türk şehri maalesef Irak'a bırakılmak zorunda kalınmıştır. Bu şu demektir ki, Türkiye Kerkük ve Musul üzerinden hiç bir zaman ilgisini çekemez ve bu illeri ve çevredeki diğer Türk ağırlıklı illeri kendi halinde bırakamaz. Çünkü gerek Suriye'deki ve gerekse de Irak'taki Türkmen bölgelerine mahşere kadar bitmeyecek manevi borcumuz vardır.

Bu anlattığım gerçek ortada dururken son yaşananları sizlere aktarayım.

10 Ağustos 2024 tarihinde Kerkük’te bir toplantı yapılıyor. 3 kyb'li - bölgesel yönetim partisi-, 3 Arap ve bir hıristiyan çağırılıyor. Bunlar Kerkük Meclisi üyeleri. Mecliste Türkmen, kdp'li üyeler de var. Kerkük Valisi seçilecek ve kyb'li Rebvar Taha'nın toplantıda Kerkük Valisi olması kararı alınıyor. Alınıyor alınmasına da, hem Arap meclis üyeleri, hem Türkmen Meclis üyeleri, hatta diğer kdp üyeleri de bu toplantıya katılmıyor ve alınan kararı tanımıyorlar. Irak Türkmen Cephesi adına Aydın Maruf, kararın iptali için Yüksek Federal Mahkeme'ye başvuruyor. Bütün bu itirazlara rağmen, Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşid kararı onaylıyor.

Bu işler olurken, Türkiye-Irak dış işleri bakanlarının görüşmeleri ve savunma bakanlarının imzası ile bir anlaşma yapılıyor. Ne üzerine? Pkk terör örgütü ve bunlarla ilgili örgütlere karşı ortak hareket. Çok güzel ve mutluluk verici. Bu Anlaşma ile ilgili yapılan basın toplantısında Kerkük konusu hiç gündemde yok. Şu an Ülkemiz hükümetinin Kerkük konusunda ne düşündüğünü, ne yaptığını bilmiyoruz. Orada Türkmenler kendi başlarına mı kaldılar? ITC, Türkiye olmadan mı mücadele ediyor bilmiyoruz. Daha da garibi basın toplantısında dışişleri bakanımız bir açıklamada bulunuyor. Ne diyor? Belirli bir yaş sınırındaki Iraklılar ülkemize vizesiz giriş yapacaklar. Allah Allah bu nereden çıktı ve ülkemiz açık bir işgal altında iken bu ne demek şimdi?

Yazının başında belirttik. 1- Neye mal olursa olsun, ülkemiz Irak Türkmen Cephesini ve dolayısıyla Irak Türkmenlerini yalnız bırakamaz. 2- Türkiye dünyanın en büyük sığınmacı(!) kampı iken ve bu durum nüfus yapısını bozmakta iken, hatta çok yakın gelecekte nüfus yapısı bakımından büyük tehdit altında iken yeni bir dalgayı davet etmenin adını iktidar açıklamak zorundadır.