Başbakan Binali Yıldırım Mecliste yaptığı konuşmada “2018’de 5 bin engelliye iş vereceğiz” dedi.
Başbakan bu konuda özetle şunları söyledi;
“ Önümüzdeki sene 5 bin engelli kardeşimize iş vereceğiz.
Ayrıca, e-KPSS (engelliler için yapılan KPSS sınavı)nın geçerlilik süresi 2 yıl iken, bunu 4 yıla çıkaracağız. Bir daha onları zahmete sokmayalım, ellerindeki puanlarla bu yerleştirmeyi yapacağız”
Devamı da var;
“Esnaf ve sanatkarlara geçen hafta 10 milyar liralık yeni kredi imkanından bahsetmiştim. Bunun üzerine şimdi KOBİ’lere yeni bir kredi imkanı getirdik. Teknoloji düzeyi yüksek ürün ve yatırımlara yönelen KOBİ’lere yüzde 70’i ödemesiz, yüzde 30’u geri ödemeli olmak üzere destek sağlayacağız. Amaç katma değeri yüksek ürünlere KOBİ’leri yöneltmek.
Her KOBİ için toplam destek tutarı 5 milyon lira olacak”
Engellilerden söz ederken KOBİ’lere verilecek olanaklara geçince, insanda bu imkanların engellilere verileceği gibi bir duygu oluşuyor.
Konuşmayı yarım yamalak dinleyenler birbirlerine “Engellilere 5 milyon lira destek verilecek” şeklinde aktarıyorlar.
İşin doğrusu bu değil.
Bilmem biliyormusunuz, 80 milyonluk nüfusumuzun yüzde 10’a yakını engelli.
Neresinden bakarsanız bakın, bu sayı 8 milyon civarındadır.
Sayın Başbakan’ın iş vaat ettiği engelli sayısı ise sadece 5 bin.
8 milyonu bölün 5 bin’e.
Çıkar 1.6
Yani yüzde 1 buçuk.
Bence sayın Başbakan bu haberi, bir müjde gibi değil de bir özrün içerisinde vermeli.
Engellilere “2018’de,toplam sayınızın ancak yüzde 1.6’sına iş verebileceğimiz için sizden peşinen özür diliyorum” demeli.
Çünkü; ülkelerin geçmişi yaşlılar, gelecekleri ise çocuklardır.
Ve gelişmişlikleri de engelli oranlarının düşüklüğü ile ölçülür.
Bunu bütün Dünya böyle kabul eder ve gelişmiş olanları da, engelliler, çocuklar ve yaşlılara özel bir ihtimam gösterir.
Değerli okurlarım; büyük bir tesadüf eseri, size bu köşeyi hazırlarken televizyonda ne izledim biliyormusunuz?
Birkaç tane maganda , trafikteki bir tartışmadan ötürü engelli gazilere saldırarak onları dövüyorlar.
Yüzüm kızardı, utandım “biz böyle bir milletmiyiz ya Rabbim?” diye sokurdandım.
Niyetim, yazının sonunda sizlere; Türkiye’deki engellilerin yaş, eğitim ve meslek olarak sınıflandırması ile işe katılım oranlarından falan söz etmekti.
Vaz geçtim…
Biliyorum ki, hiçbir işe yaramayacak.
Ama hiç değilse hep birlikte şunu yapabiliriz.
Onlar için yapamadıklarımızdan ötürü, engellilerden “özür” dileyebiliriz