Dünya tarihinin anlatımı gerçekten doğru mu?

Diğer bir ifade ile şöyle soralım: Dünyanın her konuda tarihini okumak istediğimizde gerçekten doğru bilgilerle mi karşılaşıyoruz? Örneğin bilimlerin anası dediğimiz felsefe tarihini ele alsak ne ile karşılaşıyoruz? Yunan filozofları ile değil mi? Peki, gerçek öyle midir acaba?

Bu konuları bu biçimde aktararak ne murat ediyorum biliyor musunuz?

Avrupa'nın egemen milletleri dünyanın egemenliğini ele geçirme şansını yakaladıkları 16, 17 ve 18.yüzyıllardan itibaren yeni bir dünya tarihi yazmaya başladılar. Yazsınlar tamam. Ama tamamen kendi istekleri, kendi eğilimleri, kendi doğruları paralelinde bir tarih yazmak art niyeti ile bu işi yaptılar. Böyle olunca dünyada algı kayması oldu. Felsefe kurucuları Yunan filozofları oldu. Matematik Tales, Pisagor vesairenin oldu. Geometri Eflatun'un oldu. Oysa bunların gidip ders aldığı yerler Mısır, Babil gibi yerlerdir.

Olsun deyip geçiştirebiliriz belki ama neden öyle olsun? Neden dünyanın başka yörelerine, başka milletlerine, başka toplumlarına haksızlık olsun?

Avrupa, dünyanın ilkleri anlamında hangi konuda örnek gösterilebilir? Yazının bulunuşu, tekerin bulunuşu, ateşin icadı, dinlerin oluşumu, astroloji ve astronomi bilgileri, kâğıdın bulunuşu, hayvancılık, çiftçilik, silahların icadı, araba yapımı, piramitler, nakliyat, barutun keşfi vs vs gibi dünyanın ilkleri olan hangilerinde Avrupa var acaba? Tabii ki, 16, 17 ve 18. Yüzyıllardan sonra ve özellikle Sanayi Devrimi dediğimiz dönemden sonra Avrupa'nın insanlığa katkısını görmezden gelemeyiz ve de gelmiyoruz. Ancak, mesele şu: Belirli tarihten itibaren dünyada egemenlik kurmak demek başkalarını yok saymak demek olmamalı idi. Hatta güçlü olmak, kendinden başkasını iliklerine kadar sömürmek olmamalı idi. Yani Avrupa sadece sahte bir Tarih yaratmadı, aynı zamanda insanlığın kanını emdi. Kendisinde hiç bir doğal kaynak bulunmadığı halde, hâlâ zenginliğini koruyabiliyor. Peki nasıl? 4-5   yüz yıl önce Ortaçağ karanlığında yuvarlanan Avrupalı hiç bir ekonomik getiriye, imkâna sahip değil iken 3-4 yüz yıldan beri nasıl bu kadar zengin olabildi?

İnsanlığı her konuda sömürerek diye cevap vermekten başka ne söylenebilir? Asya'nın, Amerika'nın, Afrika'nın bütün kaynakları Avrupa'ya insafsızca aktarıldı. Sömürgeciliğin mucidi olan Avrupa her konuda dünya tarihini de buna göre yazmak yolunu tercih etti.

Büyük Başbuğ ATATÜRK, 1930 yılında Türkocağı'na bağlı Türk Tarih Tetkik Heyeti'ne bir tarih kitabı yazmalarını önerdi. Yusuf AKÇURA'nın başkanlığını yaptığı 6 kişilik Heyet'in yazdığı kitabın adı, Türk Tarihi'nin Ana Hatları'dır. Avrupa her taraftan ayağa kalktı ve bu nereden çıktı, biz tarihi yazdık ve bitirdik dediler.

Büyük Başbuğ'un cevabı şu oldu: "Tarihi biz Türkler yaptık, biz yazacağız. Bundan böyle kendi yazdığımız tarihi okuyacağız."

Avrupa, Avrupalılık gibi kavramları kullanırken, iyi taraflarını gördüğümüz gibi olumsuz taraflarını da görmek zorundayız. Konu Avrupa karşıtlığı değildir. Tarih insanlık için önemli bir ibredir. Bu ibrenin her zaman doğru göstermesinden yana olmak şart değil midir?