Okullar açıldı, beraberinde bitmek bilmeyen istekler başladı. Kimi veliler bu talepleri haklı buluyor, kimileri ise büyük bir haksızlık olarak görüyor. Elbette çocuklarımızın iyi bir eğitim almasını istiyoruz, elimizden geldiğince katkı sunmaya da çalışıyoruz. Ancak çoğu zaman okulun talepleri öyle bir noktaya geliyor ki velilerin gücü buna yetmiyor.

Bilgisayardan masa örtüsüne, hatta kimi zaman okul çalışanlarının ücretine kadar birçok kalem velilere yükleniyor. Burada şu soruyu sormak gerekiyor. Eğer çocuklarımızı devlet okuluna gönderiyorsak, neden bu masrafları biz üstleniyoruz? Devletin görevi olan eğitim ihtiyaçları neden velilerin omuzlarına yükleniyor?

Asgari ücretle geçinmeye çalışan, kira ödemek zorunda olan bir aile için kırtasiye, forma ve diğer zorunlu giderler zaten başlı başına ağır bir yük. Bir de okulun ek talepleri devreye girdiğinde ailelerin bütçesi iyice daralıyor. Okulların velilerden para istemesi yasak, fakat ihtiyaçlar ortada. Peki devlet neden okullara gerekli desteği sağlamıyor? Neden öğretmenler ile veliler karşı karşıya bırakılıyor?

Bugün herhangi bir okulda öğretmen, sınıfın ihtiyaçlarını dile getirdiği için CİMER’e şikâyet edilebiliyor. Burada gerçekten suçlu öğretmen mi? Yoksa devletin yeterince destek vermediği okullar mı? Bunu sorgulamamız gerekiyor. Çünkü okul bir ticarethane değil, bir eğitim yuvasıdır.

Benim çağrım, okul yöneticilerine ve devlet büyüklerinedir: Çocukların öğrenme hevesini ailelerin bütçesiyle yarıştırmayın. Gerçek eğitim, pahalı defterlerde, marka kalemlerde ya da yalnızca özel okullarda gizli değildir. Gerçek eğitim, merak uyandıran, çocukları öğrenmeye teşvik eden öğretmenlerde ve adil bir sistemde vardır.

Ortalama gelir düzeyi düşük olan bir aile için kırtasiye masrafları, kıyafetler ve ek talepler birleştiğinde hayat daha da zorlaşıyor. Ebeveynler, çocuklarının eğitimi için fedakârlık yapmaya hazır, fakat bu fedakârlık adil sınırları aştığında aileleri yıpratıyor.

Sonuç olarak, veliler susmamalı, okullar ticarethane gibi görülmemeli. Eğer buna dur demezsek, çocuklarımız defterlerini dolduracak ama vicdanlarını boş bırakacak. Bizim tek isteğimiz, adil, sade ve gerçekten nitelikli bir eğitim sistemidir.