Tam 4 yıldır kentimizde çok başarılı hizmetler veren, Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan ile geçtiğimiz Cuma sabahı birlikte kahvaltı ettik.
Hem Baraj Gölünün güzel manzarasını seyrettik, hem de Adanalıların bize aktardığı ve kafamızdaki soruların cevaplarını istedik kendisinden.
Sizin de aklınızda, Adana Adliyesi ve adli mekanizmalar ile ilgili sorular varsa, bu günkü gazetenizin bütün sayfalarını atlamadan okuyun.
Ben şahsen; bana verilen zaman içerisinde 2 önemli soru sorabildim ve tatmin edici cevaplar aldım.
***
Sayın Başsavcım, adliye raflarında biriken dosyalarla ilgili olarak, biraz önce siz de söz ettiniz... 170 bin dosyada taraflar uzlaştı, yıllarca süren yargılamalar son buldu. Adalet Bakanlığının “Onarıcı Adalet Sistemi” çerçevesinde uygulamaya koyduğu, mağdurların haklarının korunması ve suç faillerinin de topluma kazandırılmasını sağlayan uzlaştırma kapsamında 10 aylık gibi bir süreçte, başarılı bir rakama varıldı.
“Gecikmiş Adalet Adalet Değildir” sözünden hareketle, bu uygulamaya bakarak, adliye raflarında birikmiş tüm dosyaların eskisinden daha çabuk karara bağlanacağını düşünebilirmiyiz?
Birinci sorum bu.
İkinci sorum da; Adana Cumhuriyet Başsavcılığı ile, Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü arasında “Suçun önlenmesi, mağdurun desteklenmesi ve hükümlülerin toplumla bütünleştirilmesi amacıyla, Adalet köprüsü olmaya var mısınız?” adlı bir protokolu gerçekleştirdiniz.
Adana Cumhuriyet Başsavcısı olarak siz ve rektör Mustafa Kibar, Üniversitede düzenlenen bir törenle imzaları attınız. Törende yaptığınız konuşmada da “hazırlanan proje ile adalet ve yüksek öğrenim sistemine ve toplumsal faydaya dönük işbirliğinin” amaçlandığını söylediniz.
Bu projenin amacını ve işleyiş şeklini, sade vatandaşın anlayacağı bir biçimde açabilirmiiz?
Projenin hayata geçirilmesinden sonra neler değişecek, ya da neler daha güzel olacak?
-Bildiğiniz gibi bilişim çağındayız. Birbirini tanımayan kişiler, bazen bu platformlarda karşı karşıya gelebiliyorlar. Yani; zamanın bu kadar hızlı aktığı, teknolojinin bu kadar yoğun kullanıldığı bir zamanda, işleri düzenlemek o kadar da kolay değil. O yüzden tüm kurumlarda hepimizin kendimizi yenilememiz ve güncellememiz lazım. Zamanın ruhu bunu gerektiriyor. Bu açıdan uzlaşma, aslında bizim kadim kültürümüzde olan, ancak pratiğini çok geliştiremediğimiz bir kavram.
Yeni yasal düzenlemelerle bunlar hayata geçirildi. Eğitimiyle ve bunların sınava tabi tutulmasıyla, buradaki süreç daha net bir hale getirildi.
Türkiye’de sorunları çözülmüş ve sulh edilmiş dosyaların son rakamı 252 bin.
Bu çok ciddi bir rakam.
Adalet sistemine giren dosyalar artık “uzlaştırma sistemi ile” çözülüyor.
Burada, mağdur, şüpheli, fail ve tüm ilgililer bir masa etrafında birleştiriliyor.
Kolaylaştırıcı faaliyeti ile Adana’daki sorunu, ihtilafı anlaşmazlıkları kendi rızaları ile, özgür iradeleri ile çözüyorlar.
Bu açıdan uzlaştırmaya harcayacağımız enerjiyi, daha kapsamlı soruşturmalara sarf edebileceğiz ve sizin dediğiniz gibi daha girift konulara yöneleceğiz. Bu açıdan uzlaştırma, bizleri rahatlatacak, mahkemelerimizin iş yükünü azaltacak.
Bunların ötesinde de “onarıcı adalet” dediğimiz, vatandaşlarımızın (davalıların) birbirlerine husumetlerini canlı tutmalarını engelleyecek ve onların rızalarını odak alan bir çözümle olayı sonuçlandıracak.
O açıdan bu hususa ehemmiyet arz ediyoruz ve bununla ilgili yeni çalışmalarımız olacak.
“Adalet Köprüsü” örnek bir proje. Çok da kapsamlı.
Aslında iki etaptan oluşuyor.
Birincisi “suç mağdurlarının korunması ve dinlenmesi.. İkincisi de, uyuşturucu kullanan kişilerin, takibi, yönetimi ve topluma yeniden kazandırılması başlığı altında toplanıyor.
Özellikle biz şunu görüyoruz. Cinsel istismar suçlarında, bazı aileler yargılama sürecinde , istismar mağduru çocuklara ; olay duyulmasın, adı çıkmasın diye ifadelerini değiştirmeleri için baskı yapıyorlar.
Yani demem o ki; bu yüzden mağduru yargılama sürecinde destekleyecek, koruyacak ve sürekli onun yanında bulunacak bir mekanizmaya ihtiyaç var.
O açıdan mağdurların desteklenmesi, korunması noktasında özellikle, şiddet mağduru kadınlar ve istismar mağduru çocuklarla ilgili süreçlerde mutlaka yanında, yargılamanın başından sonuna kadar destek hizmetlerini sağlayacak adliyemiz içinde müstakil bir birim ve bu odada, yüksek lisans öğrencilerinin, doktor öğrencilerin ve destek hizmetlerinin bulunduğu bir merkezimiz olacak.
Buna “mağdur hakları takip merkezi veya mağdur destek merkezi” de diyebiliriz.
***
Bu arada belirteyim, ileriki bir yazımda; misafir edildiğimiz tesis ile mahkumların ürettikleri o güzelim imalatlardan da söz etmek istiyorum.