Dünya Kupasını tribünden izlemek bize de nasip oldu. 2026 Dünya Kupası'nı yerinde izleme fırsatı buldum. Amerika'da oynanan iki maçta da tribündeydim. Tribünlerin önemli bölümünü Türk taraftarları doldurmuştu. Binlerce kilometre öteden gelen insanlar, ay-yıldızlı formaya destek olmak için büyük fedakarlık yaptı. Ancak sahadan ayrılırken yüzlerde umut değil, derin bir hayal kırıklığı vardı.

Üzülen sadece statta bulunan binlerce taraftar değildi elbette. Ekran başındaki 86 milyondan fazla vatandaşımız da aynı burukluğu yaşadı. Biz de üzgün, buruk, boynu bükük döndük yurdumuza.

Elbette futbolda kazanmak kadar kaybetmek de vardır. Ancak asıl mesele, başarısızlığın ardından sorumluluğun nasıl üstlenildiğidir.

Dünya Kupası'nın ardından uluslararası basına da yansıyan örneklere bakıldığında birçok ülkede teknik direktörler ve federasyon yöneticileri görevlerinden ayrıldı. Tunus, İskoçya, Güney Kore, Uruguay, Hollanda, Ekvador ve Çekya'da teknik kadrolar değişti. Almanya'da da erken elenmenin ardından teknik direktör değişikliği gündemde. Spor kamuoyunda bunun, başarısızlığın ardından sorumluluk alma kültürünün bir parçası olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı.

Türkiye'de ise farklı bir tablo var ortada.

Milli takımın Dünya Kupası'na erken veda etmesine rağmen ne Türkiye Futbol Federasyonu yönetiminde ne de teknik kadro konusunda herhangi bir değişiklik yaşanmadı. Bizim federasyon başkanı ve kadrosu ne yapıyor? Görevine devam ediyor. Elbette görev değişikliği yapılıp yapılmayacağı ilgili kurumların takdirindedir. Ancak kamuoyunda bu konuda yoğun eleştirilerin dile getirildiği de inkar edilemez.

Öte yandan devletin son yıllarda spora yaptığı yatırımlar ortada. Türkiye'nin dört bir yanında modern statlar inşa edildi, altyapılar güçlendirildi ve spor tesisleri önemli ölçüde artırıldı. Milli Takım için de tüm imkanları seferber etti Sayın Cumhurbaşkanı.

Sonuç ne peki?

Maalesef hüsran.

Fiziki şartlar açısından geçmişe göre çok daha güçlü bir noktadayız. Bu nedenle başarısızlığın yalnızca imkansızlıklarla açıklanması kolay görünmüyor.

Federasyon başkanının göreve devam etmesi de futbol kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Herkes şu soruyu soruyor: Dünyada bir çok ülkede örnekleri var görevi bırakıyorlar bizde niye yok?

Son günlerde sosyal medyada ve spor programlarında Fatih Terim ile ilgili yorumlar da dikkat çekici. Sayın Federasyon Başkanı sen kiiiim Fatih Terim Kim? İmparator Terim'in bagajı kupalarla dolu. Fatih Terim'in yıllar içinde kazandığı lig şampiyonlukları, UEFA Kupası zaferi ve Milli Takım başarıları nedeniyle Türk futbolunun en önemli teknik direktörlerinden biri olduğunu hatta dünyanın sayılı teknik adamlarından biri olduğunu tüm dünya kabul ediyor saygı duyuyor. Buna karşılık senin bagajında ne var Sayın Başkan? Performansın ortada, sonuçlar ortada. İmparatoru diline pelesenk edenler, yeri gelmişken size bir şey diyeyim mi siz Fatih Terim'in ayakkabısının ipliğini bağlayamazsınız.

Konuya devam edeyim, futbol kamuoyunun başarı kriteri nettir, bu kriter sonuçtur…

Kimsenin kişiliği değil, ortaya koyduğu performans tartışılır.

Türk futbolunun bugün ihtiyaç duyduğu şey polemik değil, hesap verebilirlik kültürüdür. Başarı ödüllendiriliyorsa, başarısızlığın da doğal olarak bir sorumluluğu olmalıdır.

Bugün milyonlarca futbolseverin sorduğu soru da net: "Bu sonuçların ardından Türk futbolunda hiçbir şey değişmeyecek mi?"

Belki de asıl cevap verilmesi gereken soru budur. Çünkü forma değişebilir, teknik direktör değişebilir, federasyon başkanı değişebilir. Ancak değişmeyen tek şey başarısızlığa karşı gösterilen kayıtsızlık olursa, kaybeden yalnızca bir maç değil, Türk futbolunun geleceği olur.

Federasyon Başkanı ve kadrosu istifa etmeli? Etmezse ne olur? Düşünmek bile istemiyorum. Siyasi irade Milli Takım için tüm imkanları seferber etti.. Her şey göz önünde. Ama federasyon Başkanı ne hikmetse bir türlü bırakmaya yanaşmıyor.

Son sözüm; Siyasi iradeye ve Futbol camiasına sesleniyorum, bu nezaketsiz, kaba, temsil yeteneği olmayan Federasyon Başkanını isafa ettirmelisiniz. Türk Futbolunun geleceğini, bu kişinin kişisel hırslarına kurban etmeyin lütfen. Futbol ciddi bir iştir. Futbolu bilen insanlar yönetsin.