Muhteşem 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ardından, sade vatandaş, bizim (Gazetecilerin) çok bildiğini sanıp soruyor.
“Ülkede Atatürk ve dolayısıyla ilkelerini benimsemeyen kalmadığına göre;
-Kuruluğu 1920’den bu yana, millet eğemenliğinin temsilcisi olan Meclis, eski ‘etkili haline’ getirilecek mi?
-Kadınlara, çocuklara taciz ve saldırıların zorbalığa dönüştüğü günler gerilerde mi kalacak?
-Otoriter, siyasi İslamcı parti devletine doğru gidiş son mu bulacak?
-Türk Milleti eğemenlik haklarını eskisi gibi yeniden, yetkili organları kanalıyla kullanabilecek mi?
-Türkiye; siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla tam bağımsız olabilecek mi?
-Vatandaşlık ve yönetim açısından ‘ulus devlet’ anlayışı yeniden hakim mi olacak?
-Din, dil, inanç ve etnik köken ayrılığı gözetmeksizin toplumsal eşitlik sağlanacak mı?
-Çocuklarımız Demokratik, Devrimci Cumhuriyette yaşayabilecekler mi?
-Ülkemizi; bağımsız düşünen, özgür yaşayan, laik, geleceğe güvenle bakan insanların yurdu yapabilecekmiyiz?
-Geleceğin ‘tam bağımsız Türkiyesi’ni kurabilecekmiyiz?”
Bu güzel soruların hepsine birden evet demeyi ne kadar çok isterdik değil mi?
Ama yeryüzünde ve ülkemizde “dini siyasete alet eden”lerin sayısı azalmadıkça bu mümkün olmayacak gibi görünüyor.
İsterseniz bu son cümleyi biraz açayım.
Türkiye’de dini siyasete alet eden çıkarcı zihniyet asgari seviyeye düşmedikçe, onlara inanıp oy verenler de tükenmeyecektir.
Yetişen yeni nesillere, önce çocuğa, sonra engelli ve yaşlısına saygılı olmayı öğretemezsek, bu günkü kafada bir toplumdan öteye gidemeyiz.
Bu vesileyle 10 Kasım’da andığımız ulu önder Atatürk de;
“ Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır” dememiş mi?
***
Beni çok mutlu eden bir 10 Kasım daha geçti.
Sağcısı, solcusu, dincisi, laik’i “Atatürk’ü Sevmek” te birleşti.
İlkelerini mi?
Onun da herkes tarafından benimsenmesi, gün meselesi.
Dünyanın anladığı bu büyük zekayı, asil Türk Milleti mi anlayamayacak?
Karadenizlinin dediği gibi “Belki de kafamız öğleden sonra çalışıyor”
Bu kadar yıl bekledik öğlen sonunu da bekleriz be hemşerim.
Atatürk’ü anlamak için…
***
Atatürk, ünlü güreşçi Kurtdereli’ye ödül olarak 1000 liralık bir İş Bankasi çeki veriyor.
Altını Kemal Atatürk diye imzalıyor, zaten çeklerde resmi de var. Pehlivan çeki İş Bankası’ na götürüyor; kendisine 1000 lirayı ödüyorlar.
Muazzam bir para.
Ama Kurtdereli hala bekliyor.
“Ne bekliyorsun pehlivan?”
diye sorduklarında çeki beklediğini söylüyor.
“Parayı aldın, çek bizde kalacak” diyorlar.
“O zaman alin 1000 liranızı, verin çekimi” diyor. “Onda Atatürk’ümün imzası var.”
Ve parayı iade edip Atatürk imzalı çeki sevgiyle cebine yerleştirerek gidiyor.