Atatürk’ün 79’zuncu ölüm yıldönümü münasebetiyle, tüm yurtta ve yurt dışındaki temsilciliklerimizde anma törenleri yapıldı. Törenlerde, Atatürk’ün kişiliği, Türk Milletine olan düşkünlüğü, nasıl değer verdiği, iç ve dıştaki tüm aleyhteki faktörlere rağmen, bağımsızlığımızı nasıl kazandığımız, Milli Kurtuluş Savaşımız ve nihayet kurulan Cumhuriyet, detaylı bir şekilde anlatıldı, bir kez daha. Her türlü yokluk, yoksunluk ve fakirliğe rağmen Osmanlı’nın küllerinden yaratılan bağımsız bir ülke ve kurulan Cumhuriyet…Bu ancak ve ancak Atatürk gibi bir liderle başarılırdı, nitekim de öyle oldu…

Gerek Milli Mücadele yıllarında, gerekse ilk TBMM’nin kuruluş ve işleyişi sırasında, ATA’nın ne zorluklarla karşı karşıya kaldığı, ne sıkıntılar çektiği ve tüm sorunları nasıl akılcı yollarla çözdüğü malum…

Yeri geldikçe bunlara değineceğiz.

Ancak şurası bir gerçek ki; Atatürk’ü, onun fikirlerini, düşüncelerini, Türk Halkına verdiği değeri ve Türk Milletinin birliği, muasır medeniyet seviyesine ulaşması için verdiği mücadeleyi bilmeyen, ya da göz ardı edenler, din motifini ön plânda tutarak, ATA’ya hep karşı çıkmışlar, yalan ve iftiralarla Atatürk’ü halkın nazarında küçültmeye çalışmışlardır.

Günümüzde de bu tür çıkışları olan insanlar mevcuttur… Bir kısmını gazete yazılarında, bir kısmını da TV ekranlarında izliyoruz. Halâ Osmanlı özlemi içinde olanlar, halâ dünyadaki gelişmelerin gerisinde kalan, halkın din duygularını sömürerek çıkar sağlamaya çalışanlar,

Atatürk’ün değerini, kıymetini anlayamamakta ya da anlamak istememektedirler…

Hatta öyle ki; Fesli Kadir lâkaplı biri çıkıp, ‘’ Türk olmaktansa, Yunan olmayı tercih ederim’’ diyecek kadar sapkın konuşabiliyor, program yaptığı TV’de…

Son günlerde sanki bir dönüş var gibi…Sanki malum çevrelerce Atatürk’ün değeri anlaşılmış gibi.. Ama yıllarca Atatürk aleyhtarlığı yapanların bu ani dönüşü, ne kadar gerçekçi, bunu ilerleyen zamanlarda göreceğiz.! Bu noktada ister istemez, Cumhuriyet Gazetesinin kurucusu ve uzun zaman baş yazarlığını yapan Nadir NadiBey'in attığı, o muhteşem sloganı anımsıyoruz…

‘’BEN ATATÜRKÇÜ DEĞİLİM!’’

Nadir Nadi, Cumhuriyet gazetesinin başyazarı.Bu başlığı taşıyan başyazısını ilk kez 1965 yılında yazmış, 1980'lerin 12 Eylül darbe döneminde yinelemiş, sonra da bu adı taşıyan bir kitap yazmıştı…
Ben Atatürkçü değilimyazısından bazı bölümleri köşemize alalım şimdi...

‘’Atatürkçülüğe açıkça karşı çıkmayan,karşı çıkmadığı için de Atatürkçülük
maskesi altında sinsi sinsi Atatürkçülüğü soysuzlaştırmaya çaba gösteren günümüzyobazlarınane dersiniz?Ölümünden kısa bir süre sonra, bu büyük Türk’ün adını yıpratmak uğrunagöze aldıkları deneme; ilkin onlarıürküttü. Karşılarında dimdikAtatürk gençliğini bulmuşlardı.Atanın ölüsünü de yenemeyeceklerinianladılar, ödleri koptu, sus pus oldular.
Ama çok partili hayata geçildiktensonra bunların yeni bir taktiğe başvurduklarını görmekte gecikmedik.Atatürk’ün adına karşı halkın,hem adına, hem eserine karşı da zinde kuvvetlerin beslediği bağlılık duygusunu kıramıyorlar ya,o hâlde Atanın adını sihirli bir kalkan gibi ellerine alacaklar ve bu kalkanın ardına sığınarakadım-adım hedeflerine doğru yürüyecekler.Bu hedef, Türkiye’nin yönünü tersine çevirmekti.Ne demekmiş çağdaş uygarlık?Ne demekmiş fikir özgürlüğü?Biz tarihine, geleneklerine bağlı,
yüzde 99 Müslüman bir millet değil mi idik?Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılacağı
23 Nisan 1920 günü, Hacı Bayram’da dua eden, Atatürk değil mi idi?
Türk gençlerine, damarlarındaki asil kana güvenmesini Atatürk hatırlatmamış mıydı?
Böylece büyük kahramanın ömrü boyunca nefret ettiği ve bütün gücü ile bizi kurtarmaya çalıştığı dogmacılığı şimdi gericilerO’nun adına sığınarak, yeniden tam anlamı ile hortlattılar.
Gericiler bu yolda o kadar ileri gittiler ki bugün Ayasofya'nın camiye çevrilmesini isterken bile gözlerimizin içine baka baka “Atatürk sağ olsa O da böyle düşünürdü!” demekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Atatürk’ün yüce adını maskara olmaktan
kurtarmak için bari biz, bu adamlara karşı durmasını bilelim ve göğsümüzü gere gere onlara seslenelim:Çağdaş uygarlığa sırt çevirmek Atatürkçülükse, biz Atatürkçü değiliz.
Hayatta en hakiki mürşit ilim değilse biz Atatürkçü değiliz.
Vicdan ve fikir özgürlüğü doğruyu aramak, doğruya inanmak, inandığımızı savunmak hakkını bize vermiyorsa biz Atatürkçü değiliz.
Onlara bunu söyleyelim.Bıkmadan usanmadan her gün söyleyelim.
Atatürk’le de Atatürkçülükle de hiçbir ilişkileri olmadığını ispat edene dek söyleyelim.

"Dogmatik düşünenler Atatürkçü ise, ben Atatürkçü değilim" diyen Nadir Bey'in çığlığı, uzaklardan kulağıma çalınıyor…

SON SÖZ:’’HAYATTA EN HAKİKİ MÜRŞİT; İLİMDİR. FENDİR.’’